Elhâsıl: Tabîiyyûnların mevhûm ve hakîkatsiz olan tabiat dedikleri şey, olsa olsa ve hakîkat-i hâriciye sâhibi ise, ancak bir san‘at olabilir, sâni‘ olamaz; Bir nakıştır, nakkāş olamaz; Ahkâmdır, hâkim olamaz; Bir şerîat-ı fıtriyedir , şâri‘ olamaz; Mahlûk bir perde-i izzettir, hâlık olamaz; Münfail bir fıtrattır, fâtır bir fâil olamaz; Kanundur, kudret değildir, kādir olamaz; Mistardır, masdar olamaz.
Ey ahmaku’l-humakādan tahammuk etmiş sarhoş ahmak. Başını tabiat bataklığından çıkar, arkana bak. Zerrâttan seyyârâta kadar bütün mevcûdât, ayrı ayrı lisânlarla vücûduna şehâdet ettikleri ve parmaklarıyla işâret ettikleri bir Sâni‘-i Zülcelâl’i gör. ve o sarayı yapan ve o deftere sarayın programını yazan Nakkāş-ı Ezelî’nin cilvesini gör. fermanına bak. Kur’ân’ını dinle. o hezeyanlardan kurtul.