EN BÜYÜK AZAP RESSAMLARA MI?

Kuran: Gerçekten Allah kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında kalanı ise dilediği kişi için bağışlar.

4-Nisa Suresi 48



Hadis: “Cehennemde en şiddetli azaba uğratılacak kişiler ressamlardır.”

Buhari-Tesavir, 89

Ali yıldız, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

-Yoksulluğun, açlığın ve hastalığın ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Bizi buna mahkum edenleri de tanıyoruz. Bizim mücadelemiz bunların düzeltilmesi içindir. Bu düzen bize karşı olduğu için sürekli ensemizdeler. Açlıktan ve soğuktan kaç kişi kırılıyor bu ülkede biliyor musunuz? Ekmeklerimizi elimizden alıyorlar ve bizi sürünmeye mahkum ediyorlar. Cahilliğimizi giderecek donanımları kazanmak gibi bir derdimiz de yok. Rüyalarımıza bile ipotek koydular ve kabus olarak sundular bize. Söyleyin, böyle yaşamıyor muyuz?

Ana, Maksim GorkiAna, Maksim Gorki
giz, bir alıntı ekledi.
7 saat önce

İkiyüzlülük eden, hisseden ve düşünen kişi, ya da kendisini olduğu gibi göstermeye korkuyor ya da diğerlerinin onu olduğu gibi çıplak görmelerini istemiyor, çünkü bu, savunmasız olduğunu bilmeleri anlamına geliyor.

Özgürlüğe Uçuş, Delia Steinberg GuzmanÖzgürlüğe Uçuş, Delia Steinberg Guzman

Beni uykudan uyandırır uyandırmaz
dünyanın bütün huyları yüzünde
ben bunlardan birini seviyorum en çok
sana bir nar kesip uzatıyor ya doğa
tutsam tanelerini
sevincin gözyaşları derdim buna.

bir süre bakışıyoruz karşılıklı
ben uykudan uyanır uyanmaz
benimle şiir gibidir bu
tam karşımda ama yazılmamış
durmadan bileniyor aklımda.

seni unutarak baktığımda bile
dünyanın her yerlerinden geçiyorsun
yayılıyorsun kalabalıklara
yalnız yayılmak mı
aşkın en büyüğü, en dayanılmazı demeli buna.

özlenirsin, alabildiğine varsın da
daha da var oluyorsun gün günden
olgun bir meyva gibi güleceksin zamanla
bir kadın da değilsin, bir kişi de değilsin
bir kuş olsa mavilik derdi buna.

Ömer Can, bir alıntı ekledi.
8 saat önce

Burada, çok önemli olan bir noktayı da belirtmeli ve açıklamalıyım. Ulus ve ordu, padişah ve halifenin ihanetinden haberli olmadığı gibi, o makama ve o makamda bulunana karşı, yüzyılların kökleştirdiği dinsel ve geleneksel bağlarla içten gelerek boyun eğmekte ve sadık. Ulus ve ordu bir yandan kurtuluş yolu düşünürken bir yandan da yüzyıllardır süregelen bu alışkanlığın güdüsüyle kendinden önce, yüce hilafet ve saltanat makamının kurtarılmasını ve dokunulmazlığını düşünüyor. Halifesiz ve padişahsız kurtuluşun anlamını kavramak yeteğeninde de değil... Bu inanca karşıt fikir ve görüş ortaya koyacakların vay haline! Derhal dinsiz, vatansız, hain ve dışlanmış kişi olur...

Nutuk - Gençler İçin Fotoğraflarla, Mustafa Kemal Atatürk (Sayfa 8)Nutuk - Gençler İçin Fotoğraflarla, Mustafa Kemal Atatürk (Sayfa 8)

Sen "ATEŞ" Mezhebindensin! :
"Bana Kur'an yeter!"cilerden beni sevdiğini söyleyen biri, kendisi Hadisleri kabul etmeyerek doğru yolu bulduğundan, beni de çok sevdiğinden irşat etmek için yanıma geldi.
İkindi namazı okunmuştu. Biraz sohbetten sonra “Namazı kılalım” dedim ve kalktım. “Sünneti de kılalım” deyince o yerinden kalkmadı,
Ben Sünneti kıldım, ayağa kalkınca Kamet getirmeye niyetlendi ama ben ona “Kamet getirmek Sünnettir,
Senin prensiplerini bozmamak için ben Kamet getireyim” dedim ve hem Müezzinlik hem İmamlık yaptım.
Namazdan sonra “Farz namazları nasıl kılarsın?” deyince;
“Senin kıldığın gibi dört rekat kılarım” dedi.
- Ezana karşı değilsin değil mi?
- Değilim.
- Ama Ezan okumak sünnet.
- Kamete karşı değilsin?
- Değilim.
- Kamet de sünnet.
- Erkek çocukları sünnet etmeye karşı mısın?
- Değilim.
- Sünnet olmak da sünnet.
- Namaz kılmaya başlarken Tekbir getirirken elleri kaldırmak sünnet.
- Elleri bağlamak sünnet.
- Euzü besmele çekmek sünnet.
- Kıyamda iken “Fatiha okuyun” diye bir ayet yok.
- Namaz içindeki tekbirler, Rukudaki ve secdedeki tesbihler sünnet. Ne yapacaksın şimdi? Oturuşlarda okuduğumuz Ettehıyyatü bir hadistir. Sübhaneke hadistir.
- Bütün bunları kaldırıverirsen ne yapacaksın?
- İkindi namazının farzının dört rekat olduğunu Sevgili peygamberimizden öğreniyoruz.
- Sevgili peygamberimiz;
- “Beni namaz kılarken gördüğünüz gibi kılınız” buyurmuş. (Buhari, Sahih, K. Ezan, Bab’ül-Ezan lil müsafir)
- Ya Allah’ın elçisine uyarak namaz kılacağız veya Nasrettin hocanın hindisi gibi sessiz ve hareketsiz duracağız.
- Sonra senin mezhebin var. dedim
- Hayır yok.
- Var.
- Vallahi yok
- Billahi var.
- Ben Kur’an’ı okuyup ona göre amel ediyorum. Dedi.
- Kur’an’ı Arapçasından okuyup anlayabiliyor musun?
- Hayır.
- Mealden okuyorsun?
- Evet.
- İşte mezhep odur. Ben Hanefi’yim. İmam Ebu Hanife (Allah ona rahmet eylesin) Kur’an’ı ve Sünneti okumuş, Tabiini görenlerden eğitim almış ve anladıklarını yazmış, ben de onun yazdıklarına göre amel ediyorum ve amelde mezhebim onun yazdıkları oluyor.
- Sen de bu mealini okuduğun kişinin yazdıklarına göre amel ettiğinden amelde mezhebin o kişi oluyor” dedim.
- Elindeki meal kimin? Diye sorduğumda Süleyman Ateş’in meali olduğunu söyledi.
- Bak, dedim, Süleyman Ateş bey, anladığını sayfanın kenarına yazmış. Sen onu okuyup ona göre yaşamaya çalışıyorsun, sen “Ateş” mezhebindensin. Benim mealim de yayınlandı. Benim mealdekiler, benim anladıklarımdır.
Ona uyarsan, “Toptaş” mezhebinden olursun. Kur’an-ı Kerim kime nazil olmuşsa onun anladığı, tebliğ ettiği, anlattığı, uyguladığı en doğrusudur” dediğimde aklına yattı ve gitti.

Hedonizm Nedir? :
Hedonizm, Türkçe ifadesiyle hazcılık, Kirene Okulu'ndan, Sokrates'in öğrencisi Aristippos'un öğretisi olan, hayatın esasının haz almak olduğunu, insanın en soylu amacının hayattan alacağı hazzı maksimize etmesi olacağını söyleyen düşüncedir. Hedonizm sözcüğündeki "hedone", Yunanca'da haz anlamını taşır.

Hedonistlere göre, haz mutlak iyidir. İnsan eylemlerini sonucunda haz almasını sağlayacak şekilde planlamalıdır, devamlı haz peşinde olmalı ve haz verene yönelmelidir. Aristippos, her davranışın mutlu olma isteğinden kaynaklandığını söyler. Dolayısıyla, haz, yaşamın bir numaralı gerekliliğidir. Haz, insanı insan yapan duygudur. Bilgiler duygularla alınabildiği kadardır, bundan sonrasına geçemez. Bu yüzden, Aristippos, duyguların getirdiği hazza yönelmeyi ve acıdan daima kaçmayı salık verir.

Hedonizm'de, bireyin anlık istek, zevk ve hazzı her şeyin önündedir. Bu nedenle, insanlar, diğer insanları önemsemeden anda yaşamalı ve bencil olmalıdır.

Aristippos'tan sonra Epikuros da hedonizmi sürdüren filozoflardan biri olmuştur. Ancak Epikuros, Aristippos'un tersine bedensel hazzı değil ruhsal hazzı tercih eder. Epikuros'la birlikte, hedonizm ana başlığının altına iki alt başlık yerleşmiştir. Bu iki başlık şöyledir:

Psikolojik hedonizm: İnsanların psikolojik anlamda, sadece haz almayı arzuladığını savunan hedonizm türüdür.
Ahlaki hedonizm: Zevk ve mutluluğu maksimize etmenin temel ahlaki sorumluluk olduğunu söyleyen öğretidir. Ahlaki hedonizm terimi Epikuros ile gündeme gelmiştir. Epikuros, "Menoikeus'a Mektup" adlı eserinde, hazzın doğasını açıklar ve kederle korkunun nasıl azaltılabileceğini anlatır. Epikuros'a göre, en büyük haz ruhun dinginliğinden meydana gelen hazdır. Bu hazza ise, bedensel zevklerin ardından koşarak varılamaz. Ona göre, gerçek haz, sürekli olandır. Bu tip bir hazza da ancak bilgelikle varılabilir.
Epikuros der ki, ekmek ve su, aç olan bir kimse için tadabileceği en büyük hazdır. Bu sayede, o kişi gayet sade, zenginlikle ilgisi olmayan sofralara alışmış olur ve bu durum sağlığı için iyidir. Ayrıca, insanı yaşamın zorluklarına hazırlar. Uzunca bir zamandan sonra zengin sofraya oturursa daha çok keyif alır ve şans karşısında korkusuzlaşır. Yani haz amaçtır derken, ne dediğimizi anlamayan veya yanlış anlayanların düşündüğü gibi, yoldan çıkmış insanlardan ve onların cinsel hazlarından söz etmiyoruz. Aksine, bedenen acı çekmemek gerektiğinden ve ruhu dinginleştirmek üzerine çalışmaktan bahsediyoruz. Zengin sofralardan, peşi sıra gelen şölenlerden ve yaşanan cinsel ilişkilerden alınan haz yaşamı daha zevkli kılmaz. Yaşamı daha zevkli kılan, seçilecekleri ve kaçınılacakları araştıran, her şeyin nedenini merak eden, insan ruhunu ızdıraba sokacak düşünceleri bertaraf eden bir muhakemedir.

Ortaçağ'ın Hıristiyan filozofları, Epikuros'un savunduğu tipte bir hedonizmin geçersiz olduğunu belirtmişlerdir. Bu filozoflara göre, hedonizm Hıristiyan inancındaki günahtan uzak kalma, Tanrı'nın isteklerini yerine getirme ve Hıristiyan imanını, umudunu ve hayırseverliğini geliştirme olguları ile bağdaşmaz.

Rönesans filozofları, hedonizmi yeniden canlandırmışlar ve bu felsefenin haz vurgunun aslında Tanrı'nın insanların mutlu olmasını istemesiyle uyumlu olduğunu söylemişlerdir. Erasmus, bu fikrin savunucularındandır. Filozof Thomas Moore da aynı Erasmus gibi hedonizmi dini esaslarla açıklamış ve Ütopya adlı eserinde, insanın mutluluğunun temelini hazzın teşkil ettiğini savunmuştur.

Bir felsefi akım olarak Rönesans sonrası etkisini kaybetmiştir. Ancak 18.yüzyılda, zevk ve mutluluğun ahlaki boyutu ele alınarak Francis Hutcheson ve David Hume tarafından tekrar incelenmiştir. Hedonizmin, insanın davranış ve hareketlerini hazza yönelik sürdürme ve değerlendirme eğilimi olduğundan pragmatizmle de yakın ilişkide olduğu savunulur. Zira, Hutcheson ve Hume, pragmatizmi de ortaya çıkaranlardandır.

Hedonizmin, ekonomide de yankıları duyulmuştur. En iyi ekonomik sonucu en az giderle ve zahmetle elde etmek hedonizmle açıklanmıştır. Jeremy Bentham, insanları en yüksek haz seviyesine ulaştıran şeyin, aynı zamanda o insanlara en fazla yararı da sağlayan şey olduğunu söylemiştir. Ekonomik marjinalizmin kurucularından William Stanley Jevons ise, ekonomik hayatın amacının hazzı doruk noktasına çıkarmak olduğunu belirtmiştir.

İnsanların cinsel hayatlarına renk ve heyecan katmak için eşlerini değiştirdikleri kampların ismine de hazcılık kampı denir. Ayrıca hedonizm, çalışma kültürü açısından da kişinin kendisi için çalışmasını ifade eder. Bu da, bireyin kendisi ve bireysel çıkarlarıyla hedefleri için para kazanması demektir.

Hedonist temalar taşıyan bir hikayeye göre, ünlü bir sporcu arabasına binmeye yeltenmişken kendisine bir kadının yaklaştığını görür. Kadın, sporcuya çok hasta bir bebeği olduğunu, eğer hastane masraflarını karşılayamazsa bebeğinin kısa sürede öleceğini söyler. Sporcu etkilenir ve çek defterini çıkararak kadına yüklü bir miktarda çek yazar. Sporcu, kadına bu parayı bebeğinin iyi günleri için harcamasını söyler ve arabasına biner. Ertesi gün, kulüpte yemek yerken sporcuya bir arkadaşı yaklaşır ve ona bir önceki gün çek verdiği kadının sahtekar olduğunu, zenginleri hasta bebek hikayesiyle kandırdığını söyler. Bunun üzerine sporcu heyecanla, kadının ölmek üzere bir bebeği olmadığına çok sevindiğini söyler.

Günümüzde hedonizmin, hayatın tek amacının yeme, içme ve eğlence olduğu zannı üzerinden yükseldiği söyleniyor. Bu da, hedonizmi yalnızca bedensel zevklere indirgeyen, kolay ve kısa yoldan, diğer insanları umursamadan ve hatta onlara zarar vererek yaşayan bir neslin yetiştiği eleştirisini beraberinde getiriyor. Yaşamlarını zevk almak üzerine kuran bir neslin, bu zevke giden yolda önüne çıkabilecek tüm engelleri ahlaki ve yasal olmayan biçimlerde kaldırmak isteyeceği, bunun da toplumsal bir intihara sebep olabileceği belirtiliyor. Bu yaşam stilinin yalnızca sosyal değil psikolojik açıdan da açmazları olduğu savunuluyor.

Bununla birlikte, güncel hedonizmi, kimseye zarar vermeden bireysel olarak haz almanın ve diğer insanlara haz vermenin peşinde olan introspektif bir tutum olarak tanımlayan hedonistler de mevcut. Bu, daha etik bir hedonizmin ve bir miktar pragmatizmin karışımı niteliğinde. Bu tip bir hedonizmi savunanlar, bu kavramın beynin ve vücudun tam kapasite kullanılabilmesinden ibaret olduğunu söylüyorlar. Fransız hedonist Michel Onfray, hedonizmin ideal estetik dayatmasının karşısında olduğunu ve insanın en iyi versiyonuna kendisinin ve başkalarının hazzıyla ulaşacağını belirtiyor. Bu hazzın, bir başkasına asla zarar verilmeden elde edilmesi gerektiğini de not eden Onfray, kişinin kendi zevkiyle başkalarının zevki arasında denge kurmasını öneriyor.

Hedonizmin geleceği hakkında bazı teoriler vardır. Hedonizmin kavramsal boyutta ele alınarak, beynin zevk konusunda nasıl çalıştığı ve ön yargıların değerlendirmelerimizi ve deneyimlerimizi nasıl etkilediği üzerine çalışmalar yapılması faydalı olacaktır. Bu alanlarda bilimsel olarak ilerlemek, hazzı tanımlamak ve daha çok haz alabilmek için insanlar için birbirlerine zarar vermeden bir rota çıkarmalarını sağlayabilir.

erkam, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi

Bilgiyi dönen çarkın uygun yerine yerleşmek için öğrenen kişi, öğreniminde hangi yüksek seviyeyi tutturmuş olursa olsun, hangi makamı işgal ederse etsin sıradan, avami bir kişidir ve diğerleri ile birlikte sürüklenmektedir.

Taşları Yemek Yasak, İsmet Özel (Sayfa 60)Taşları Yemek Yasak, İsmet Özel (Sayfa 60)
Ömer ÇAĞAN, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Zan altındaki bir insanın sırtüstü yatmak yerine huzursuz olması çok daha iyidir; çünkü sırtüstü yatan kişi farkında olmaksızın kendini terazinin bir kefesinde bulup günahlarının ağırlığıyla tartılabilir..

Dava, Franz Kafka (Sayfa 215)Dava, Franz Kafka (Sayfa 215)

Kepilleus !!
Önce birini seviyorsun
Sonra birini daha
Sonra sonra sonra
Birileri ve birileri..

Ah kepilleus bu
Mağazadan üstüne en yakışan şeyleri
Almaya benziyor
Yenisi çıktıkça
Denemek istediğin..

Kepilleus
Şu çiçeklere bak
Her biri ayrı renk ve kokuda
Kepilleus
İnsanlar olsa olsa giysilerin güzelliğini değil
Çiçeklerin kendine has kokusunu taşıyabilirler
Kokladığın her çiçekte
İsmini söyleyen her sesin tekliğini hissedeceksin


Bu maceracı bir ruh için
Keşfedilecek gezegenlerin heycanını taşımaktır.
Ve her gezegen bünyesinde farklılıklar
barındırır
Her insan Kepilleus bir gezegene benzer.

Unutmadan Kepilleus bütün insanlığı tanımadan
Gerçek anlamda seveceğin kişinin kim olduğunu bilemezsin
Bugün sevdiğini söylediğin kişi
Gerçeklik kelimesinin içinde
Hiçbir zaman yerini bulamayacaktır.
Lakin Kepilleus
Bu sevgi
En güzel hayaller gibi güzel şekillere bürünebilir.