Unutuşlarımız hızlandı. İki kişi olduk yeniden; biri sizi tanımıyor, öteki çoktan yanlış anlamış... Olüp gidiyoruz sıramız gelince; geriye ne maceramız ne efsanemiz ne sözlerimiz ne de iddialarımız kalıyor. Geride, mekanik eşyalarımızın şifrelerini bırakıyoruz. Vatandaşlık, Twitter, Instagram, cep telefonu, kredi kartı, bilgisayar... Şifrelerimiz amentümüz oldu. Bu sert geçişle ruhlarımız AVM'lere savruldu.
Sayfa 216 - Ketebe. 1. Baskı: Mayıs 2026/ İstanbul·Kitabı okudu
Diğer taraftan, evlilikte denklik/kefâet esastı. Hasep ve nesep yönünden üstün kabul edilenler kendileriyle aynı statüde olanlarla evlenirlerdi. Buna mukabil hasep ve nesep yönünden düşük olan (hecîn) kimseler de ancak kendileriyle aynı toplumsal statüyü paylaşanlarla evlenirlerdi. Hürlerin kölelerle, sözgelimi hür erkeklerin cariyelerle evlenmesi zül addedilirdi. Bu anlayış özü itibarıyla İslam'da da muhafaza edilmiştir. Nisâ 4/25. ayette hür kadınlarla evlenmeye mali gücü yetmeyenlerin, mümin cariyelerle evlenebilecekleri belirtilmiş, ancak ayetin sonunda evlenmeyip bekârlığa sabretmenin daha hayırlı olduğunun altı çizilmiştir. Bu ayetin tefsirinde "Kim Allah'ın huzuruna temiz pak çıkmak isterse hür kadınlarla evlensin", "Hür kadınlarla evlilik evin salahı, cariyelerle evlilik evin helaki/fesadıdır" gibi hadislerin yanı sıra "Hangi hür erkek cariye ile evlenirse kendi yarısını/çocuğunu köleleştirmiş olur" (Hz. Ömer), "Cariye ile evlenen kişi zinadan çok da farklı bir iş yapmış sayılmaz" (İbn Abbas), "Cariye ile evlenmek zina değilse de zinaya yakındır" (Saîd b. Cübeyr), "Cariye ile evlenmek leş, kan, domuz eti gibidir; ancak darda/zorda kalan için helaldir/mubahtır" (Mücâhid) gibi ilginç sözler nakledilmiştir. Öte yandan, fıkıh mezheplerinde ve bilhassa Hanefî ekolünde Arapların nesep konusundaki geleneksel bakış açıları ve ayrımları korunmuştur
Arap dilinde nikâh, zevâc, izdivaç, tezevvüc gibi kelimelerle ifade edilen evlilik, İslam öncesi Arap toplumunda çeşitlilik arz ederdi. Buhârî (ö. 256/870) ve Ebû Dâvûd (ö. 275/889)
tarafından nakledilen Hz. Âişe hadisine göre bu dönemde dört tür evlilik mevcuttu. Bunlardan biri, bugün de yaygın olan meşru evlilikti. Buna göre bir kişi evlenmek istediği kızı veya kadını usulü dairesinde velisinden (babası, ağabeyi, amcası) ister, bu arada mehir takdir edilir ve böylece nikâh akdi gerçekleşirdi. Evlilik daha ziyade kabile içerisinde (endogami) olurdu. Yabancı bir kadınla evlenmek pek hoş karşılanmaz, kız çocuklarının bilhassa amcaoğullarıyla evlenmeleri teşvik edilirdi.