CENGİZHAN'A KÜSEN BULUT
Harika bir sistem eleştirisi. Tarihten başlayıp bugüne uzanan bir eleştiri olması çok manidar. Zamanında hakanların, hükümdarların yaptığı zulmü, eşitlik, ortaklık, adalet gibi terimlerle süsleyip, romantik söylemlerle, hırs ve ün meraklısı yöneticilerin aynen devam ettirmesi. İşte insanın duygularının aynı paralelde gittiğinin, enine bir ivme gösterdiğinin en güzel kanıtı.
Yüzyıllar önce bir hırs uğruna, savaşa, açlığa, sefaleti uğrayan; evinden, barkından, çoluk çocuğundan edilen halk, yüzyıllar sonra aynı durumlarla tekrar perişan ediliyor.
Sosyalizmin iki yüzlü tavrı çok güzel ifade edilmiş. Çizilen Pembe hayaller, bu ülküde, bu uğurda, diş ile tırnak ile çalışılan hayatlar iş uygulamaya geldiğinde liyakatsiz, kötü ahlaklı, merhametsiz yöneticiler tarafından yine efendi- köle ilişkisine çevriliyor.
Demek ki toplumu düzeltmek için sadece yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarı; bireyden topluma; tek tek, fert fert, aile aile bir düzeltme yapmak; iyi ahlaklı, akıllı, becerikli insanları iyi yerlere getirmek gerekiyor. Aksi takdirde hep aynı sonucu ulaşılıyor.
Cemile'deki aşk hikayesi çok ses getirmiş ama buradaki hikaye Togulan ile Erdene, Abutalip ile Zarife işte bunlar tam bir fedakarlık, sevgi ve aşk hikayeleri.
Hırslı bir Sovyet ajanı olan Tansıkbayev'in makam ve mevki için uydurma bir kurban arayışı ile başlıyor kitap. Sonra da Cengiz Han'la, onun bulutuyla devam ediyor. Bir bulut bile olsa haksızlığa dayanamayarak iyi olanın, mazlum olanın tarafına geçiyor, karınca misali tarafını belli ediyor.
Öyle güzel hikayeleştirilmiş ki yazar kitabı; o an orada olup Togulan'a yardım edebilmek, Abutalib'i ailesine götürebilmek isteği uyandırıyor okuyan da.
Bir bulut olsam uçsuz bucaksız gökyüzünde
Sadece haksızların ve