Nesrin Õzer

Etrafımızdaki unsurları çirkin, düşman, saldırgan, tehdit edici şekillerde algılamamız çoğu zaman iç dünyaınızia ilgilidir. Kendisini bir türlü güvende hissedemeyen, tüm dünyanın ona karşı komplo kurduğunu düşünen şizofrenieri bu duruma örnek göstererebiliriz.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İslami gelenekteki "Beraat Gecesi"ne karşılık olarak düşünülebilecek Yom Kippuröa, yani kefaret ve tövbe gününde, Yahudiler toplumun günahlarına karşılık iki keçi seçer ve bu keçileri kurban ederlerdi. Keçiterin kanlarını akıtmak suretiyle toplum da günahlarından temizlenmiş olurdu. Hristiyanlıkta İsa'nın kendisine iman edenlerin günahları için öldüğü düşüncesi, bilinçaltımızdaki günah keçisi sendromunun bir devamıdır. Antik Yunan'da, Antik Orta Doğu'da ve dünyanın birçok yerinde tarih, bazen keçilerin, bazen insanların toplumun günahları adına Tanrı'ya feda edilmesi ve toplumun bu şekilde kendisini güvende hissetmesine ilişkin kurban ritüelleriyle doludur.
Toplum kendisini ne kadar suçlu hissediyorsa, kendisine yeni günah keçisi bulmak hususunda o kadar hızlı ve usta oluyor. Suçlamaya duyulan bu açlık, bize suçlanandan ziyade suçlayanla ilgili bir şeyler söylemeli.
Günah keçisi bulma dürtümüz öyle güçlü ki bugün sosyal linçler üç, en fazla beş gün sürüyor.
Çok güzel bir şeymiş gibi görünen, daha doğrusu bize öyle lanse edilen gelinlik, çok güzel dekare edilmiş salonlar, çok güzel dekare edilmiş sofralar, vuku bulan şeyin gerçekte ne kadar çirkin olduğunu örtmeye yarıyar sadece.