Neslihan

Bir insan yaşama isteğini kaybederse, ona yeniden umut vermek yakınlarına düşer. Başkasını ve kendini yok etme arzusu büyük insan topluluklarini istila ettiğinde ise derman bulmak bizlere, çağdaşlarına, diğer insanlara düşer. Bunu Öteki ile dayanışma duygusu içinde yapmasak bile, en azından hayatta kalma arzusuyla yapmalıyız. Çünkü çağımızda umutsuzluk; denizleri, duvarları, tum somut veya zihinsel sınırları aşarak yayılıyor ve önüne set çekmek kolay değil.
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Batma Tehlikesi İçindeki Halklar
Nasıl ki en iyi perdahlanmış demir bile paslanmaya uzak değilse en medeni imparatorluklar da her zaman barbarliga aynı ölçüde yakın olacaktır; metaller gibi milletlerin de sadece dış yüzeyleri parlar. Antoine DE RİVAROL(1753-1801) De la philosophie moderne
Alıntı
Aslında cemaatler arası rekabet azaltılırsa, gerilimin yavaş yavaş dusurulecegi ve yurttaşlarda bir dinden veya mezhepten ziyade bir ulusa ait olma duygusunun güçleneceği umuluyordu. Ama bunun tam tersi yaşandı. Yurttaşlar haklarını elde etmek için devlete yoneleceklerine, kendi cemaatlerinin yöneticilerine başvurmayı daha faydalı buluyordu. O zaman cemaatler, zümreler veya silahlı milisler tarafından yönetilen ve kendi çıkarlarını ulusal çıkarın üzerine koyan özerk derebeyliklere dönüştü. İşin aslı ve bunu ömrümün akşamında sonsuz bir hüzünle yazıyorum, çocuğu tutup pis suyu atacağımıza tam tersini yaptik. Çocuğu atıp geride sadece pis suyu bıraktık. Gelecek vaat eden hiçbir şey gelisemedi, çelimsiz kaldı. Endişe verici, sağlıksız olan ve kalıcı olmayacağını umduğumuz her şey ise hiç olmadığı kadar sağlam bir şekilde yerleşti. * Yazar banyo suyuyla birlikte çocuğu da atmak atasözünü önceki sayfalarda metaforik olarak kullanıp burada tekrar o kısma atıf yapıyor.
Alıntı
...yakın tarih bize, bağımsızlık mücadelesinin hemen ardından kalkınma ve modernleşme mücadelesinin geldiğini ogretmektedir. Bu yeni aşamada, sanayileşmiş toplumlara doğrudan erişimi olan vasıflı bir topluluğun varlığı yeri doldurulamaz bir kozdur. Bu erişim, genç ulusu gelişmiş dünyanın kalbine bağlayan bir atardamara benzetilebilir. Bu damarı kesmek saçmadır, kendini sakatlamak ve neredeyse intihar etmek anlamına gelir. Birçok ülke bu hatadan sonra belini dogrultamamistir.
Alıntı