Merhaba;
Bestseller sevmiyorum diye haykırmak istiyorum.
Üzerinden çok zaman geçti popülaritesini kaybetti diyerekten artık okumaya karar verdiğim reklamı kendinden büyük bir kitapla geldim bugün.
Malum Korona günlerinde kargocuları birde ben gezdirmeyeyim düşüncesi ile elimde ne var ne yok okuyorum. İyi de oldu hani, beklemekten sıkılan kitaplarım vardı ve hala var
Kitabımıza gelirsek....
Yazarımız ilk kitabında başarılı malum inkar edilemez. Güzel kurgulamış güzel de anlatmış. Üslup temiz, anlatım akıcı hikaye sürükleyici.
"eee sorun ne o zaman" dediğinizi duyar gibi oldum.
Şöyle ki; çok güzel bir kapak tasarımı özellikle şömize bayıldım, merak uyandıran bir tanıtım yazısı, günlerce New York Times Bestseller 1 numaraya oynamış bir de üstüne Tess Gerritsen "kaçırılmamalı" diye not düşünce beklentiler yüksek oluyor tabi.
Açıkçası kitap kötü değil fakat bu reklamın kitabı da değil. Herhangi bir kitap gibi raftan alınıp okunsa başarılı sayılır ve kendi değerini oluşturur. Yani bence biraz abartılmış.
Gerilim türünde ama gerilim sevenler beklentiniz olmasın! Güzel bir macera.
Polisiye türünde yazan yerler var, polisleri bile başarısız nasıl polisiye olabilir ki!
Psikolojik-gerilim türünde olduğu belirtilmiş. Evet bütün karakterlerin psikolojisi bozuk, bu kadar.
Peki neden okumalıyız....
Kötü bir kurgu değil. Gerilimsi macera sevenler zevkle okuyabilir. Hatta sürükleyici bile gelebilir.
Anlatım güzel, sıkılmadan detaya boğulmadan, kafalar karışmadan güzel bir hikaye okuyabilirsiniz. Hatta merakta kalacağınız yerler bile olabilir.
Olayı az çok tahmin edebiliyorsunuz fakat tam olarak emin olamıyorsunuz, bence bu konuda başarılıydı.
Eee bir bestseller, herkes okudu siz de okumadan geçmeyin
Bugünler de evde daha iyi bir işiniz mi var. Varsa kitaplığınızda
Merhaba;
Ülkemizde yeraltı edebiyatının ödüllü temsilcisi Hakan Günday'ın ödüllü kitabı ile geldim. Öncelikle belirtmek isterim ki tanıtımında "ödüllü" kelimesi geçen kitaplar bana hep itici gelmiştir. Bu yüzden yeraltı edebiyatı sevmeme rağmen yazarla bu kadar geç tanışma sebebimde "ödüllü" önyargısını atmaya çalışmamdır.
Ve çok güzel bir zamanda çok büyük bir keyifle okudum...
Ödülünü bilmem ama övgüleri hakettiğini söyleyerek başlamak istiyorum.
Yazarın çok genç yaşta bu kadar derin içerikle yazdığı bu kurgu yeraltı edebiyatında önde gelen isim olmasını sağlaması oldukça normal.
Yeri gelmişken, son yıllarda hızla artıyor yeraltı edebiyatı türünde kitaplar. Elbetteki yeni ortaya çıkmış bir tür değil. Bukowski sevenler bilir ki yeraltı edebiyatının temsilcisidir kendisi.
Benim özellikle sevdiğim bir türdür çünkü gittikçe bozulan toplum yapısı, ahlak değerleri, insanlık dışı yaşam şartları ve bozuk düzeni klasik edebiyatla temiz bir ve efendi karakterler ile anlatmak pek mümkün değil. Mümkün olsa bile kısıtlı oluyor ve bence yansıtmak istenen dünya aktarılamıyor.
Demem o ki; "elit" okurların ısrarla yargılayıp, dışlamaya çalıştığı yeraltı edebiyatı, toplumun her zaman görmezden geldiği, dışladığı, anlamak istemediği, arkasını döndüğü karakterlerin yaşadığı kötü ama gerçek dünyayı anlatıyor. Ne kadar inkar edilse de böyle bir dünya var ve edebiyata etkisi olmak zorunda.
Bu konuyu çok fazla uzatabilirim aslında ama en iyisi kitabımızda dönelim.
Yazarın anlatımı çok zengin. Devrik ve uzun cümleler ile kısa ve keskin cümleler olaylar döngüsüne oldukça etkili bir hava estiriyor.
Bu tarz anlatımlar da "sıkıcı olur mu?" riski ortaya çıkar fakat bu kitapta kesinlikle böyle bir sorun yok. Olaylar içinde oradan oraya savrulurken yazar sizi alıyor ve duygu düşünceler arasında