Neettttt

Puan vermedi·423 syf.·
2025 5. kitabı
Edebiyatımızda en zor okunan kitaplar listesinde kendisi :) Okurken beni inanılmaz zorladı.. Çok uç bir kitap olduğunu belirtmekte fayda var çünkü aşırrı seveni olduğu gibi hiç sevmeyeni de çok :) Kitap Şeyh Galip’in “Hüsnü Aşk” eserinden esinlenmiştir ki başkahramanımızın adı “Galip” zaten :) Betimleme zehirlenmesi yaşayabilirsiniz aman dikkat!! polisiye,aşk,sosyoloji,tarih ile harmalanmış zor bir kitaptı.. Zoru sevenler için önerilebilir..
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ahhh! Didem Ahh..
Puan vermedi·76 syf.·
2025 1. kitabı
Ahh..! Ruh halinize göre renk ve ton değiştiren o bukalemun kelime.. Ya da bipolarlık derecenizi de ölçebileceğiniz ölçüt,ölçü :) (duygudurum değişiklikliği hızı ve şiddetinden bahsediyorum :) İşin şakası tabiki.. ) .. Kitaba başlamadan önce kesinlikle Didem Madak’ın biyografisini okumanızı ve kendisini tanımanızı tavsiye ediyorum.. Çünkü elinizdeki şiir kitabı otobiyografik ögeler içeriyor çoğunlukla.. Kendi çocukluğundan anne oluncaya kadarki süreci kapsayan bir hikaye.. Şiirlerini okurken sizin için hiçbir şey ifade etmeyen bazı dizeler Didem Madak’ın örtük biçimde anılarını ve çocukluğunu aynalamakta. Bütün dizelerinin anlam bulabilmesi adına biyografisinden haberdar olmakta fayda var.. .. Acılarını, öksüzlüğünü, yalnızlığını, çaresizliğini, ilmek ilmek işlemiş Didem Madak satırlarında cömertçe.. Kitabı okurken Didem’i farklı rollerde göreceksiniz hep.. Öncellikle annesini küçücük yaşta kaybetmiş bir kız çocuğu yalnızlığı ve çaresizliğiyle, daha sonra kardeşi Işıl için ablalığın gerektirdikleri ve ona duyduğu özlemiyle,en önemlisi de kendi kızı Füsun’a duyduğu annelik makamıyla.. Kitapta yok fakat Didem Madak’ın kızına bıraktığı şiiri de mutlaka okumalısınız.. Her ne kadar “Acılarına dayanamayıp kolon kanseri olan şair” olarak bilinse ve bunu tasvib etmesemde, savaşın çok güzeldi Didem.. Okurken seninle birçok duyguyu paylaştım.. Eğer siz de kitaplarda altı çizili dizeler seviyorsanız, bu kitabın her dizesini çizersiniz bol bol..Didem Madak ile tanıştığım ilk kitabı oldu bu :) Kitaplığımdaki raflardan birini Didem Madak’a ayırabileceğimi düşünüyorum bu sayede :) Hoşça kalın, güle güle okuyun sayın okurlar.. (En sevdiğim alıntıları aşağıya kopyalıyorum.. ) “Ya siz, Nasıl bilirdiniz çocukluğunuz ey cemaat? Nasıldı Öldürdüğünüz birinin cenaze namazını
Ah'lar AğacıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 202126,4bin okunma
Puan vermedi·199 syf.·
2024 14. kitabı
“İki insan birbirlerinin farkına varınca iletişim başlar..” der Doğan Cüceloğlu. Ona göre insan muhteşem bir potansiyeldir. Bu potansiyel “korku kültürüne” maruz kalmışsa zamanla zayıflar ve ve yok olur, “değerler kültürü” ortamında büyürse gelişir ve birey kendisini gerçekleştirir. Birey olayları algıladığı zemine göre anlamlandırır(fenomen). İnsan hem bağımlı ait olmak ister hem de bağımsız birey olmak ister. Bu ikisi arasındaki dengeyi koruyabilen ve varoluşun beş boyutuna(kaale alınmak,kabul edilmek,değerli görülmek,yeterli görülmek,sevilmek) ulaşan birey sağlıklı bireydir. Aynı zamanda “sosyal yüz” ile “can” arasındaki farkın da az olması gerekir. Ailelere,anne baba adaylarına ve eğitimcilere kendilerini sorgulatan şahane kitaplardan… Okuyacak olanlara keyifli okumalar şimdiden..
Edebiyat
İletişim DonanımlarıDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20238,6bin okunma
Puan vermedi·114 syf.·
2024 4. kitabı
Toplumun en ihmalkar kesimi olan felaketzedeler evinde(bakım evi) yaşayan insanların iç dünyalarını, fiziksel koşullarını ve ötekileştirilme durumundan bahsediyor. Küba’nın komünist rejiminden dolayı sürgüne gönderilen baş kahramanın aslında yazarın kendisi olduğunu anlıyorsunuz. Şizofreniden muzdarip olan yazar 47 yaşında intihar etmiştir. Yazarın biyografisini okuduktan sonra kitabı okumanız daha verimli olabilir. Kendi adıma kitabı pek beğenmedim ve önermiyorum :) Yanlışlıkla alıp okursanız eğer, şimdiden iyi okumalar diliyorum.
Felaketzedeler EviGuillermo Rosales · Jaguar Kitap Yayınları · 20173,421 okunma
Acıyı sevme sanatı, acınızla barışma sanatı..
Puan vermedi·80 syf.·
2024 3. kitabı
Descartes’in “düşünüyorum o halde varım,” sözü “acı duyuyorum o halde varım.” sözüne dönüşmüştür. Peki nedir bu küresel acılanma? Hep beraber bakalım.  Palyatiflik ile başlayalım. Palyatif tıp terimi olarak duyulan acıdan (psikolojik-biyolojik-fiziksel) kısa süreliğine bir rahatlama sağlamaktır. Peki toplumsal palyatiflik nedir ? Buna toplumsal duyarsızlaşma ya da toplumsal anestezi diyebilir miyiz ? Günümüzde genelleşen “algofobi” ile birlikte insanlar acıya karşı önleyici tutumlar geliştirmektedir. Acının önleyiciliği ya da bu duygudan kaçma durumu acıya çok farklı bir format kazandırmaktadır. Acı artık tümüyle tıp ve eczacılık alanlarında ilaçlarla mücadele gerektiren anlamsız bir kötülüğe dönüştürülmüştür. Oysa acının bir estetiği vardır. Acı arındırıcıdır ve acının “iyileştirme” gücü bulunmaktadır. Acı bir disiplindir, bedeni ruhu disipline eder. Kitap “ürpermekten âciz bir bilinç, şeyleşmiş bir bilinçtir.” der. Acının bir kültürü vardır, bu kültürden yoksun bütün toplumlar barbarlaşmıştır. Bünyesinde acı bulundurmayan toplum, “aynının” esiri olur, dayanıklılık gücünü yitirir ve sıkıcılaşır. Bu tür toplumlarda acının arındırırcı olduğu unutulur. Acıya düşman palyatif toplumlarda ilaçlar ya da medya yoluyla oluşan duyarsızlık, eleştiriye karşı bağışıklık kazanır. Bu eleştiriye karşı bağışıklık, anestezik bir etki gösterir. Toplumsal anestezi bilgi ve düşünmeyi engeller, hakikati baskılar. Acı bastırıldığında gizli bir köşede görünmez bir sermaye şeklinde “faiz üzerine faiz” olarak birikir, buna acının ekonomisi denir. Fakat insanlar acının hazzından çok mutluluğun dispozitifliğine sığınmayı tercih ederler. Bu dispozitflik İnsanı bireyselleştirerek toplumun siyasi ve dayanışmacı ruhunu öldürür. Çünkü mutluluk herkesin kendi başına uğraşması gereken bir
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,363 okunma