Nevzat Uluca

Nevzat Uluca
@NevzatUlc
7/10
·112 syf.··
2019 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2019 17:18
Rus Edebiyatının önemli kişiliklerinden birisi olan Lev Nikolayeviç Tolstoy; bu kitabında sevginin ve yardımlaşmanın insan yaşamındaki önemine değinmiş. Adeta bireysel mutluluktan çok toplumsal yardımlaşmanın beraberinde mutluluğa yol açtığını bize anlatmak istemiş. İnsan hayatından mutsuzluğa ve huysuzluğa en çok yol açan durumlardan biri ekonomik sıkıntılardır. Toplumumuzda da çok sık gördüğümüz gibi ekonomik sorunları olan aileler çok sıkıntılar çekmekte, birbirini üzen, huysuz insanlar halini almakta. Huysuz, sinirli insan bunu sadece kişiliğine değil; suratına, ifadesine de yansıtır. Ardına bakmadan çekip gittiğimiz, belki de sevgimize muhtaç canlılara -insan, hayvan farketmez- dönüp bir kez baktığımızda ve yardımımız dokunduğunda hayatınızda bir kırılma noktası gerçekleşecek. Yardımlaşma beraberinde sevgiyi getirir. Sevgi de beraberinde yaşamı bize sunar. Bundan yola çıkarak; sahi insan ne ile yaşar? Bu kitap için Tolstoy’un “Sevgiye ve Tanrıya Övgüsü” demek istiyorum. Peki gerçekten yaşam böyle midir? “Hayatın anlamı” dediğimiz boşluğa Sevgiyi konumlandıra bilir miyiz? Ben böyle olabildiğini pek düşünmüyorum. İncelemenin devamı için: ozanlarinoykuleri.com/insan-neyle-yas...
İnsan Neyle Yaşar?Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024234,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2019 03:16
Bazı durumlarda size kötü hissettiren, korkunç atmosferli yerlerde durmayı asla istemezsiniz, sanki sizi orada çeken, ruhunuzu emen, boğazınızı düğümleyen, gırtlaklayan bir kötü ruh varmış gibi hissedersiniz. Leigh, Dennis ve pek çoğu da 1958 model Plymouth Fury’nin içindeyken böyle hissediyordu. O arabanın kükreyen egzozunda, kan kırmızı boyasında, iki keskin gözmüş gibi bize bakan farlarında anlamlandırmadıkları bir şey vardı. Hikayedeki korku ibarelerini ve fantastiği bir kenara koyarsak kitabı şu şekilde yorumlamak istiyorum: Bence kitap ailesi tarafından bastırılan ve sıkı bir otoriter anne eğitiminden geçmiş bir gencin, okuldaki sosyal ortamında ne denli düşük bir sınıfta olmasına sebep verdiğini açıkça bize sunmakta. Belki de anne tarafından aşırı baskı altında büyüyen bireyin özgüveninde oluşan yetersizlik, Amerikan liselerinde hep olan “Kabadayı”lar tarafından hırpalamasına zemin hazırlamıştır. Ve bu durumda olan gencin kendisine artı özgüven getirme potansiyeli olan “Araba” faktörü ile özgüveninde nasıl bir artış yaşadığını ve psikolojisinin ne denli değiştiğini görmekteyiz. Artık daha özgüvenli ama aynı zamanda huysuz, sinirli ve kırıcı birisine dönüşmekte. Aynı LeBay gibi... Stephen King; açıkcası korkunun üstadlarının bir parçası benim gözümde, Alan Poe ve Lovecraft’ın ardından en iyi üçlüden birisi. Bir korku fabrikası. Kitaplarında; her konsepti, her nesneyi canavara dönüştürebilen King, bu kitapta bir arabanın adeta ne kadar korkunç olabileceğini gözler önüne seriyor. Kitabı okuduğum sıralarda adeta paranoyağa bağlayıp, sokakta eski model arabalara bakamaz oldum. Sanki bir an hırıltılı motor çalışacak, farlarının bana yöneltilecekmiş gibi hissediyordum. Hurdaların yanından geçerken gözlerimi onlardan ayıramaz hale geldim. Kitap için Stephen King’e
ChristineStephen King · Altın Kitaplar · 20191,630 okunma
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2019 12:42
Kitap; ismini, kim olduğunu, suçunun ne olduğunu bilmediğimiz kendisine dair sadece idam mahkumu bir “insan” olduğunu bildiğimiz suçlunun, idam gününden bir gün önce ki süreci, hissleri, yaşadıkları anlatıyor. Sorarım sizlere o insan birisini öldürdü diye onunda ölmesi mi gereklidir. Hiç sorgulanmaz mı bu durum? O katil nasıl o duruma geldi, o sapığı geçmişinde ki hangi travma psikolojisini bozdu? Nasıl o hale geldi nasıl bizden, toplumdan, sözde insanlıktan farklı bir hal aldı? Kitap da sık sık değinilen bir betimle vardı, giyotinin önünde haykıran kalabalığa dair. İnsan öldüren bir katilin, ölmesini arzulayan bir toplumun katilden ne farkı vardır? Bence yoktur. Şahsi fikrime göre; “İdam” işlenen suçu ve suçluların sayısını azaltmaz. Öldürmek halkı ya da hitap edilen kesimi caydırmaz, fikrinin değişmesine sebep olmaz. İnsanları korkutur. Toplum korku ile yönetilmemelidir ki şayet korku ile yetişen bir toplumdan kısır bir nesil ortaya çıkar. Bu yüzden suçu her ne olursa olsun, bir “insanın” ödeyeceği bedel ölüm değildir. Kimse ölmeyi hak etmez… Yazımın devamı için: ozanlarinoykuleri.com/giyotin-bir-ida...
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,6bin okunma
9/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2018 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2018 12:00
Hayatta önümüz de olana ve gerçekten önümüz de olmaktan başka anlamı olmayana, anlam katmaya gerek var mıdır? Bir şeyi sadece o an da yapmak istemek, yapmak için yapmak mümkün olamaz mı, altında bir neden olmak zorunda mıdır? Ağlamak, yas tutmak içimizi mi yansıtır? Belki… Bay Meursault, sosyal olmayan, sosyal olmak istemeyen bir adam. Hayata karşı umursamazlığı ve olaylar bakış açısı, tepkisi hepsi maddesel ve yüzeysel. Alt metin yok, duygusal anlam yok. Cezayir’de yaşayan Fransız asıllı karakterin hikayesi Huzur Evinden annesinin ölüm haberini alması ile başlıyor. Peki “Yabancı” hangimizdik? Mösyö Meursault, Arap, Hasta Köpek, Ölen Anne, Marie? Bence “Yabancı” biziz, toplumun bize dayattığı, anlam katmak zorunda olduğumuz ve hassas olmamız gerektiği düşünülen ahlaki değerlere uymak zorundayız. Kendi içimiz de aslında orada olanın orada olmaktan başka anlamı olmadığını kabul etmek yerine kendimize yabancılaşıp toplumun ahlak kitlesinin ve zihninin içine yuvarlanıp oradakine duygusal ve ahlaki eklentiler ekliyoruz. Ölüm sadece ölümdür. İster idam belki trafik kazasında belki de intihar, olay ölümün zamanı ve şekli değildir. Ölecek olmaktır. Bitecek yok olacak olmak. Meursault idam edilmekten korkmadı, pişman da olmadı, belki kafasını yorup kendini sıksa yaşama “ihtimalinin” olduğu 20 yılın kaybı için üzülebilirdi. Ama o son gecesinde hücresinin gökyüzüne açık tavanından renk değişimlerini, yıldızları ve şafağı izledi… Yazının devamı için : ozanlarinoykuleri.com/yabanci-kitap-i...
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,3bin okunma
9/10
·387 syf.··
Beğendi
·
2018 14. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2018 00:40
Serinin son vuruşu ve en etkili vuruşuydu diyebiliriz. Ana serinin üç kitabı da gerçekten haz alınabilecek ve entrikanın bitmediği kitaplar ama şöyle bir durum var ki bazen tempo düşebiliyordu. Son kitap hariç; İlkbahar Şafağı Ejderhaları kitabında tempo hiç düşmüyor ve her sayfayı daha da hızlı çevirmeye başlıyoruz. Genel olarak bu kitaba karakterlerin son halini, gelişiminin evriminin son halini anlatıyor diyebiliriz. Laurana’nın geldiği son hal, Raistlin’in yeni hali gibi karakterler duruş ve yapı olarak yeni hallere geliyorlar ve karakteristik gelişimlerini tamamlıyorlar. Kış Gecesin de yaşadığımız savaşlar ve olaylar, kaybettiğimiz dostlarımız bizi yasa boğarken aynı hisleri bu kitapta da yaşayıp, dostlarımızdan birisini kaybediyoruz. Kitapta o an nasıl geldi nasıl geçti hiç anlamadım o kadar hızlı ve etkileyici oldu ki o kısım, üzülmek ve üzülmemek arasında arafta kaldım. Çünkü o olayın ardından sonra Tanis’in yaptığı hareketler şok etkisindeydi. Yazının devamı için : ozanlarinoykuleri.com/ejderha-mizragi...
İlkbahar Şafağı EjderhalarıMargaret Weis · İthaki Yayınları · 2019957 okunma