Acaba hiç mutlu olur muydu? Olsa da nasıl olurdu mutluluk? Bunca yıldır aynı toprağı paylaşan iki bitki gibilerdi; birbirine dolanarak büyüyor, diğerine yer açmak için eğiliyor, olmadık biçimlere giriyorlardı. Ama sonunda onun için bir şey yapmış, onun için yeni bir hayatı mümkün kılmıştı, bu yüzden her zaman iyi hissedebilir artık kendini.
Her ateş söner, her acı küllenirmiş derler. Sana olan bu muydu? Sen sana denilenlere, sana söylenenlere göre mi yaşamayı seçmiştin?
Hakikati bilsem, dümdüz seni suçlayabilsem, belki yaşamak benim için daha kolay olacaktı. Ama işte bilmemek vardı. Öğrenememek. Mutsuz sonu anlatan bir cümleye, acıtsa da noktayı koymak ve yürüyüp gitmek daha kolaydı belki ama sen hep virgülleri verdin bana.
Koyduğum her noktanın altına, gazetelerde karşıma çıkıp bir virgüll ekledin. Türkçenin o çok da manalı olmayan, şahsiyetsiz noktalı virgülleri ile doldurdun hayatımı.
Her neredeysen virgüllerinle mutlu musun șimdi?