“Ben hatta almış olduğu biçimiyle, spekülatif boşlukta sonlanan politik ekonominin de (o da tamamen merkezden çıkmış, bir ekonomik gerçeklik ilkesi olmaktan çıkarak katıksız bir spekülasyon ilkesi haline gelmiştir) bir anlamda bir estetik olduğunu düşünüyorum. Walter Benjamin bu çözümlemeyi siyaset alanında yapmıştı zaten. Bu anlamda tüm davranışların ve tüm yapıların estetizasyonuyla karşı karşıyayız. Estetizasyon bir gerçeklik değildir, tersine, şeylerin değerlere dönüşmesi, karşı karşıya konulan biçimlerin oyunu olmaktan çıkıp değer almasıdır. Oyun anlaşılabilir değildir ve ona bir son anlam verilemez. O bir oyundur, bir oyun kuralıdır, başka bir şeydir. Genelleşmiş bir estetizasyondaysa biçimler birbirlerini tüketir ve değerlere dönüşür. Değer, estetik, kültür vb. bunların pazarlığı sonsuza kadar yapılabilir, ama değerin be eşdeğerin düzeni içindeyiz, tüm tekillikleri tamamen yutan bir düzen içinde. Ben hiç bir şeyin kaçamadığı bu düzenin içinde olduğumuza inanıyorum, ama yine de bir takım tekillikler olarak, belki çoğu zaman devasa ve çirkin biçimler altında işleyebileceklerine inanıyorum. Örneğin senin sözünü ettiğin şu “ucubeler” biçimi altında. Benim ilgimi çeken, ucube biçiminin altındaki mimarlıktı; şehre âdeta mancınıkla fırlatılmış, başka yerden gelmiş şu nesnelerdi. Bir bakıma bu ucube niteliğini takdir ediyorum. Bu karakterin kültürel bir betimlemesi yapılabilir, Beaubourg bu toptan “kültüralizasyon”un sentezi gibi görülebilir ve bu anlamda ona tamamen karşı olunabilir. Ne olursa olsun Beaubourg tarihimizin tekil bir olayı, bir ucube. Ve bir ucube [monstre] iyidir, çünkü hiçbir şey kanıtlamaz [démontre]. Bir ucubedir ve bu anlamda bir tekillik biçimidir.” -J.B.