Kumarbaz değildi, kazanç tutkusu yoktu, şeref ve gurur denen şeyden yoksun olduğu için herkesin kendisi hakkında besleyeceği düşüncelere aldırmıyordu.İkide bir yaptığı çılgınlıklarla babasını çileden çıkarıyordu. Bunlar geleceğini de tehlikeye düşürmekteydi.Namus, şeref denilen şeylere aldırış ettiği yoktu.Bunları sürekli alaya alıyordu.
Sözde siperlerde, düşmanının ateşi altında olan askerler tehlikeyi unutmak için kendilerine bir uğraş bulurlarmiş. O da kendi kendine "işte diyordu herkes tıpkı bu askerler gibi yapıyor. Hayat denen şeyden korktukları için, kimisi bir takım emeller, tutkular peşinde koşuyor, politika yapıyor, devlet hizmetlerine giriyor; kimisi de kadınlarla, kumarla, içkiyle, atlarla, avcılıkla zaman geçiriyor. " Sonunda da şöyle bir karara varıyordu: "Şu halde hiç bir şey boş değildir.... Alt tarafı hepsi aynı kapıya çıkar. Öyleyse ben de amansız gerçeğin pençesinden kurtulmaya çalışmalıyım ve hiç bir zaman onunla karşı karşıya gelmemeliyim!"
Biliyor musun azizim, insan birini sevmiyorsa uyuyor demektir. Alt tarafı neyiz ki? Toprağız. Ama birini sevince Tanrı gibi oluruz, dünyanın yaratılışındaki insanlar gibi tertemiz kesiliriz.