Nida Ercan

Nida Ercan
@NidaErcan
per aspera ad astra *
6/10
·164 syf.··
2026 34. kitabı
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Mürebbiye romanı, Türk edebiyatında Batılılaşmanın yanlış anlaşılmasını ve aile yapısının yozlaşmasını ele alan bir eser. Ancak kitabın sonu bizim köklü aile kültürümüzde ve toplumsal değerlerimizde asla yeri olmayan, yabancı ve bize ait olmayan bir yozlaşmayı merkezine alıyor. Evet, yanlış Batılılaşma bir sorundur ancak tüm karakterlerin (ki aynı aileden amca, yeğen, damat) aynı kadının peşinden koşacak kadar iradesizleşmesi ve değerlerinden kopması, bizim kültürümüzün aile bağlarına, saygı ve mahremiyet anlayışına tamamen ters. Toplumsal bir eleştiri yapılırken, ahlaki yozlaşmanın bu denli absürt bir noktaya bağlanması, eleştirinin gücünü azaltıp konuyu tamamen yabancılaştırmış. Yine de Hüseyin Rahmi dönemin İstanbul yaşamını, mahalle ve konak hayatını, karakterlerin psikolojisini ve özellikle komedi unsurlarını aktarmadaki ustalığı tartışılmaz. Yazarın akıcı, keyifli dili de gayet başarılı.
MürebbiyeHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202511,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
5/10
·140 syf.··
2026 33. kitabı
Nilgün Marmara’yı ilk defa bu kitapla okudum ve bir şairle aramda kurulması gereken bağ oluşmadı gibi hissediyorum. Şiirlerinde hissettiğim en baskın duygu, karamsarlık. Tabi ki her şiir pembe bir dünya sunmak zorunda değil, hüzün de edebiyatın güçlü duygularından biri ama bu kadar kasvet bana biraz fazla geldi. Bazı şiirleri hiç anlamlandıramadım belki benim eksikliğimden kaynaklıdır bilmiyorum. Kitapta ilgimi çeken detay ise kitabın bütününe yayılan, sürekliliği olan intihar isteği çok net şekilde okunuyor. Şairin hayattan kopma arzusunu şiirlerin her birine iliştirdiğini görebiliyorsunuz. Gerçi bu ruh haliyle daha başka bir tür de düşünülemezdi.
Daktiloya Çekilmiş Şiirler (1977-1987)Nilgün Marmara · Everest Yayınları · 20184,784 okunma
9/10
·309 syf.··
2026 32. kitabı
Sessiz Hasta gerçekten sarsıcı, ters köşe bir psikolojik gerilim sunuyor. Kitabın akıcı, heyecanlı bir temposu var ve kurgusu gerçekten sizi içine çekiyor. Yazarın dili kullanışı ve merak unsurunu her an canlı tutuşu kitap boyunca aktif. Kitapta benim en çok hoşuma giden şey olay örgüsünün işlenişi oldu. Farklı zaman dilimlerinde anlatılan hikayelerin, günlüklerin, kesitlerin en sonunda bu şekilde kusursuzca birleşeceğini asla asla tahmin etmemiştim. Taşlar her sayfada biraz daha yerine oturuyor. Ve final... Gerçek anlamda ters köşe. Kafamda bazı soru işaretleri kaldı sadece. (SPOİLER) Mesela Theo’nun bir şekilde Alicia ile bir geleceği olup olamayacağı sorusu zihnimi kurcalayıp duruyor. Bir de, Alicia öldü mü?
Sessiz HastaAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 202312,9bin okunma
6/10
·96 syf.··
2026 31. kitabı
Kitabı bitirdiğimde düşündüğüm ilk şey tatlı, samimi ve tam o zamana ait bir dil olduğuydu. Ancak bu tatlılığın arkasında çokça eksik kalmış bir anlatı var. Her şeyden önce meşhur Ölmeme Günü'nü daha önceden biliyorum. İkinci Yeni’nin, muazzam dostlukların ve masaların bir geleneğidir bu. Kitapta bu konuya ait fotoğraf görünce ve onu o geleneği yaşayan tadan birinden dinleyeceğim için heyecanlandım ama beklentimin çok altında kaldı. O günden bahsedilmemiş bile. Tomris Uyar'la karşılaşmış olsam belki de soracağım ilk konulardandır Ölmeme Günü. Detaylar havada kalmış, tam hikayenin içine girecekken sohbet kesilmiş gibi. Yine de tüm bu eksiklere rağmen içerdiği fotoğraflar ve gündelik yaşam konuşmaları gayet hoş. Kendimi bir anda o dönemin tam kalbinde, o yazar ve şairlerin arasında otururken buldum. Sanki Turgut Uyar bir köşede tütününü tazeliyor, Tomris Uyar keskin ve zeki cümleleriyle odayı dolduruyor, Cemaller, İlhanlar, Canlar, Edipler gelip geçiyor ben de sessizce bir köşede onları dinliyorum gibi hissettim. Beni o dönemin sokaklarına, odalarına ve dostluklarına bu kadar zahmetsizce götürebilmesi, kitabın en güzel yanı.Kısacası; o döneme, Turgut ve Tomris Uyar'a beni doyuramayan ve eksik bulduğum bir çalışma olsa da taşıdığı nostaljik ruh ve yaşattığı o şairlerin arasındaymışım hissi için okunur.
Ben Koşarım Aşağlara, KoşarımErhan Altan · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022381 okunma
7/10
·148 syf.··
2026 30. kitabı
Aytmatov’un sade, abartısız ama derin dilli anlatımı ilk sayfadan sıkıca tutuyor insanı. Kitabı okurken o halkın içinde, küçük sıcak ve çilekeş köyde yaşayan sakinlerden biri oldum. Erkenden uyanıp tarlaya giden, cepheden gelecek bir haberi yüreği ağzında bekleyen, acıyı da umudu da ekmeği bölüşür gibi paylaşan o insanların yanındaydım. Yazar, coğrafyanın kokusunu, rüzgarını ve insan sinesinin sıcaklığını öyle canlı aktarmış ve zaten bize o kadar ait bir kültür ki aslında. Kitapta benim en sevdiğim Tolgonay ile Toprak Ana’nın dertleşmeleri oldu. Tolgonay’ın yaşadığı onca acıya kayba ve savaşın getirdiği yıkıma rağmen ayakta kalma mücadelesi etkileyiciydi. Onun sabrında, metanetinde ve her şeye rağmen hayata tutunma çabasında muazzam bir bilgelik var. Toprak Ana ise sadece bir zemin değil her şeyi gören, hisseden, teselli eden ve yaşamı yeniden doğuran bilge, hayatı paylaşan sırdaş gibi. Bu insana hem doğanın büyüklüğünü hem de insan iradesinin gücünü hatırlatıyor.
Toprak AnaCengiz Aytmatov · Ketebe Yayınları · 202178bin okunma