Spoiler!
Bu kitabı okurken gözümün önünde canlanan tek şey günümüz aileleriydi. Belki bu kitap bundan 17 yıl önce yazılmış ama halen daha bizleri yansıtıyor. Belki de bu yüzden hayatımız hep birbirine benziyor ve bizleri aynı kılıyor. Bir tarafta hep müdür olmayı,gösteriş için araba almayı isteyen bir Hüseyin bir tarafta ev almayı hedefleyen Arzu ve bir tarafta da hayallerini gerçekleştirmeyi, köşeyi dönmeyi isteyen Özgür. Hepsi kendi içinde haklıydı belki de ama hepsi aynı zamanda haksızdı. Anne baba olmaya çalışırken her şeyi batırmış bir ebeveyn vardı, güzel bir ilişki yaşamayı hedeflerken her şeyi darma duman etmiş iki insan vardı. Birbirlerini hiç anlamadılar ya da anlamak istemediler. Yaptıkları tek şey sadece yaşamaktı o da mecazi anlamıyla. Bir hayalleri vardı çok güzeldi ama hayaller mutlu olmak için vardır bu hayaller onların ailesini dağıttı. Bir aile bir bütündür. 3 kişi var diye üçe ayrılmaz . 3 kişi 5 kişi 10 kişi… aileyi bölmez, sayı arttıkça aile büyür güçlü olur. Hüseyin araba istiyordu ama galerici ile konuştuklarının birazını arzu ile konuşmadı. Arzu anlamaz… belki anlardı Arzu, belki çabalardı. Başka kadınlara hayran olurken kendi elindeki hazineyi görmedi daha doğrusu görmek istemedi. Araba aldı ve ailesinin sevinmesini bekledi. Sormadı ki ya siz bunu istiyor musunuz diye. Çünkü onun için bu hayaldi ve hayalini gerçekleştirmişti. Şu söz aklıma geldi bu satırları yazarken birisinin özgürlüğü diğerinin özgürlüğü başlayana kadardır.
Arzunun da bir özgürlüğü vardı ama Hüseyin’in özgürlüğü onun özgürlüğünü kısıtladı. Özgür’ün de özgürlüğü vardı ama anne babasınınki onun önüne geçti. Düşününce hangi eş film yıldızı olmaya çalışıp eşine söylemez, hayallerini anlatmaz. Ben size söyleyeyim doğru bir eş olmayı becerememiş kişiler. Arzunun da hataları var