Brfn

Brfn
@Night_moon
-Ah tanrım! Gamzeleri ne kadar da güzel, ben ölünce beni onun gamzelerine gömün olric -Siz öldüğünüzde o halâ gülebiliyorsa yeriniz onun gamzeleri değil okyanusun dibidir efendimiz!...
64 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2024 5. kitabı
Kitap hayır demekle ilgili problemleri olan bireyler için oldukça ideal bir kişisel gelişim aracı. Ancak bu konuda sorunu olmayan birine bile bir şeyler öğretebiliyor diyebilirim. Bu kitabın bana öğrettiği en temel şey şu: Biri sizi gerçekten seviyorsa onu reddedmeniz sizden uzaklaşmasına sebep olmaz ancak siz kendinizden ödün verip reddedemezseniz ancak kendinizden kaybedersiniz. Çünkü o kişi bu sefer yaptıklarınızı zaten sizin yapmanız gerekenler olarak görmeye başlar ve değerinizi düşürür. Yaptığımız fedakarlıklar ancak sizden çalar. Ve sizi gerçekten seven birine hayatınızda kalması için bir sebep vermenize gerek yoktur. Şairin de dediği gibi "seven sevdiği için uğraşır, bir sorun için kavga etmekten çekinmez. Çünkü tartışıp, sorunu çözmek ve devam etmek ister. Tartışmıyorsa sizden vaz geçmiştir". Bu yüzden başkaları için uğraşmayı bırakmalıyız. Seçen zaten kalmak için uğraşır, kalmak ister. Reddetmemek ise yalnızca sizden sizi ve sınırlarınızı alır götürür.
Hayır Diyebilme SanatıMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 202417,7bin okunma
Reklam
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2023 47. kitabı
Uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Eğer bir bilim kurgu kitabı arıyorsanız kesinlikle okumalısınız. Manuel in gerçeklik ve hayal arasındaki farkı anlayışından kitabın sonuna kadar her şey çok güzel kurgulanmış. Kitabın konusu genel olarak şöyle: İnsanlar kendilerinden çok daha akıllı yapay zekalar yapmaya başlarlar ancak işler epey ters gitmeye başlar ve bu yapay zekalar kendi aralarında bir savaş vermeye başlar. Savaşın sonunda yalnızca birkaç yapay zeka kalır ve bunlara titanlar denir ancak insan soyu artık tehlikededir çünkü yapay zekaların herhangi bir etik değeri olmadığı için insan soyunu yok etme ihtimalleri doğar. İnsanlar buna önlem olarak yarı insan yarı robot makineler yaparak bunları aracı olarak kullanma kararı alır. Manuel isminde ölümcül hasta bir çocuk bunun için öldükten sonra bedenini bağışlar ve beyninin tamamen aynı versiyonunu yapmaları için bilim insanlarına izin verir. Bilim insanları Manuel in yalnızca beynini değil kararketini de kopyalar ve tamamen Manuel ile aynı tepkileri veren ancak ondan çok daha zeki bir makine yapmayı başarırlar. Ancak bu makinelerde bir sorun vardır. İşe yarayıp yaramayacağını anlamak için üzerlerinde test yaparlar. Bu testleri geçemeyen 200 den fazla denemeden sonra bazı denekler başarılı olur ancak sırada geçmeleri gereken son bir test kalır. " Bu makineler insan mı yoksa bir robot mudur?" Bu soruya verecekleri cevapları kaderlerini belirleyecektir. Ancak robotlardan biri insanları aşarak bir zaman yırtığı oluşturmayı başarır ve son deneğe doğru cevabı iletir. Peki doğru cevabı bilmesine rağmen geçtiği onca simülasyondan ve edindiği tüm o bilgilerden sonra bu robot hangi cevabı verecektir?...
Beyaz Odadaki ÇocukKarl Olsberg · Genç Timaş Yayınları · 2021532 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2023 39. kitabı
Dikkat spoiler içerebilir! Bir kitaba 10 puan verirken neyere dikkat edersiniz? Ya da her kitaba 10 puan mı verirsiniz? Ben bir kitabı puanlarken çok dikkat ederim çünkü bir kitap demek yüzlerce düşünce demek ve tek bir düşünce veya anlatımda aksaklık bile kitapla ilgili fikirlerinizi değiştirmeye yetebilir. Dava kitabına 10 mu yoksa 9 puan mı vermem gerektiğini düşündüm ve açıkçası bu kitabın 10 puanlık bir kitap olduğuna kanaat getirdim. Kafka her kitabında kendi felsefesine dair bir şeyler verir bence. Bu kitapta yargı süreciyle ilgili düşüncesini belirtmiş ve dönemin anlayışlarını eleştirmiş. Kitabın en başından beri Josef'in davasının ne olduğu anlatılmadı, ben bunun nedenini Kafka'nın felsefesi olarak tanımlıyorum. Bana göre Kafka kitabında yargılanmak için her zaman suç işlemenize gerek yoktur, suç işlemeseniz de yasanın sizi yargılamaya hakkı vardır çünkü suç dediğimiz eylem her zaman bir eylem olmak zorunda değildir. Ancak ne yapmış olursanız olun hatta masum da olsanız mahkeme sizi gözüne kestirdiyse sizden bağımsız gelişen bir yargı süreciniz ve sonunda da cezanız olacaktır diyor. Josef'in davası kitabın en başından beri "ilginç bir dava" olarak nitelendiriliyor. Onu ilginç kılan masumiyeti miydi, yoksa yasanın en üst mertebesine dek ulaşabilen sayılı davalardan biri olması mı? Bence her ikiside. Akıcı ancak tek solukta okunmaması gereken bir kitap bana kalırsa. Kafka kendi döneminin yargı sürecinin nasıl ulaşılmaz ve ütopik olduğunu çok güzel anlatmış. Oldukça beğendim ve tekrar okumak istiyorum, tavsiye ederim
Franz Kafka
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,8bin okunma
9/10
·70 syf.··
2023 17. kitabı
Hepimiz hayatımız boyunca pek çok hata yaptım ancak çoğu zaman bunları gizledik. Neden peki? Hatalarımızdan utandığınız için mi? Hayır aslında bu hataları anlatmaktan utandığınız için gizledik, özelliklede sevdiklerimizden. Insanın sevdiyi insanlara dürüst olması gerçekten de daha zor. Çoğu zaman af bekleriz ama hatalarımız sevmeyi hatta kendimizi affetmeyi hiç denemedik degil mi? Insanın kendini affetmesi o kadar zor ki. Zamanı geriye alıp bazı şeyleri yapmamış olmayı diliyoruz ama o zaman biz biz olmayız ki. Bir hatanın bizi ne kadar pişman bıraktığımız anlamadan ondan uzak durmak gerektiğini nasıl anlayabilir ki. Kitapta da denildiği gibi 3 yıl önce hırsızlık yapmış birini bugün cezalandıramayız çünkü yargiladigimizda ne o zamanki insan karşımızda olur nede o suç hala bir suç olur. O artık bir hatadır ve bu hatayı yapan insan ise zaten o 3 yılın her günü kendinden nefret edip ölüme bir adım daha atmak için çabalamıştı, zaten o kendini hergün yargılamış ve cezalandırmıştı. Gizli bir suç gizli olduğu için can yakar ne zaman ki o artık gizli olmaz işte o zaman kişinin kendi gazabı ruhundan arınır. Ve bir insanın en büyük gazabı kendisidir. Yaptıgı hata için kendinden tiksinir nefret eder kendini diğer insanlara layık görmez çünkü onlar masum kendisi ise bir mahkumdur. Kendi kaderinin ve kalbinin mahkumu. Işte böyle böyle soyutlar kendini, yaptığından degil kendinden utanır hep. Başkalarına gelince iyi ve merhametli yüreği olan o insan kendinin en acımasız yargıcı haline gelir. Fakat ben inanırım ki bir insanın hayatının her anını duyguları ile beraber kendi otobiyografisi gibi okusaydık her insana hak verebilirdik. Deneyelim... zor olacak belki ama kendimizi affetmeyi deneyelim. Hiç dağılsa o kalabalık insan topluluğunun da hatalarının olduğunu kabul edelim. Gerçekten
KorkuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Yayınları · 2022124,8bin okunma
8/10
·50 syf.··
2023 15. kitabı
Stefan zweig savaş döneminde isviçreye gitmişti. Kitap yine tıpkı onun gibi savaştan kaçmış insanları anlatıyor. Halk savaşmak istemezken diktatörler onlara bunun bir vatan görevi olduğunu söylediğinde kendini bunu yapmak zorunda gibi hissettiğini anlatan hikaye aynı zamanda itaat duygusunu büyük bir ağırlık vermiş durumda. Bu kitap stefan ın hayatından bir kesite ait ise ben onun güçlü ve toplumu savaşa sürükleyen insanlara karşı gelen kadın olarak değil ona her ne olursa olsun mecbur değilken bile teslim olan zayıf iradeli köle ruhlu adam karakterini yakıştırırdım doğrusu. Çünkü hayatına da baktığımızda yine sonu intihar ile biten ölüme teslimiyet duygusu bulunan biri olduğunu gord şahsen. Kitap aslında halkların degil diktatörlerin savaş istediğini ve bunu vatani görev algısı ile halka sunarak onları manipüle edip buna mecbur bıraktıklarını anlatıyor ve bence oldukça güzel de anlatmış. Ve beni şaşırtan şey şu oldu bugüne kadar 10dan fazla stefan zweig kitabı okudum ve hepsinin sonunda ya da içeriğinde ölüm ağır basıyordu ancak bu kadar ölüme değinen ve hatta konu olarak insan öldüren makineler konusunu işleyen kitapta ölüm olmaması. Benim için şaşırtıcı sonlu ve iyi bir üsluba sahip bir kitaptı. Tavsiye ederim.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Reklam