Yapmak istediğim bilimsel davranış burada gereklidir. Sınanmamış ve desteksiz bir kavrayışın gerçeklik için yetersiz bir teminat olmadığını göstermektir.
“Gerçek şu ki, hem sezgi hem de zihin, faydalı oldukları için gelişmişler ve genel anlamıyla, gerçeği yansıttıklarında yararlı, sahteyi yansıttıklarında ise zararlı olmuşlardır. Zihin, uygarlık arttıkça bir kişide, sanatçı yeteneği gibi, zaman zaman bireye yararlılıktan öte bir noktaya kadar gelişmiştir; sezgi ise, uygarlık arttıkça yok olma yolundadır. Genellikle de, çocuklarda yetişkinlerden, eğitim görmemiş kişilerde, eğitim görmüşlerden daha büyük oranda bulunur. Köpeklerde ise sezgi, insanlarda bulunanın tümünü aşar. Bu gerçeklerde bir sezgi öğütlemesi bulan kişilerin ormanlardaki vahşi yaşama dönmeleri, kendilerini boyayıp, otlarla beslenmeye başlamaları gerekir.”
Palyatif toplum, ilaçlar ya da medya yoluyla oluşan duyarsızlık sayesinde eleştiriye karşı bağışıklık kazanır. Sosyal medya ve bilgisayar oyunları da anestezikler gibi etki gösterir. Toplumsal sürekli anestezi, bilgi ve düşünmeyi engeller, hakikati baskılar. Adorno Negatif Diyalektik’te şöyle yazar: ‘Istıraba ses verme ihtiyacı, bütün hakikatlerin önkoşuludur. Çünkü ıstırap, öznenin omuzlarına binen nesnelliktir; öznenin en öznel unsuru olarak deneyimlediği ifadesi, nesnellik üzerinden dolayımlanmıştır.’”
“Mutluluk dispozitifi insanları tekilleştirerek toplumun siyasi ve dayanışmacı yönlerini yitirmesine yol açar. Mutluluk herkesin kendi başına uğraşması gereken bir şeydir. Kişiye özel bir hale gelmiştir. Eziyet de kişinin kendi başarısızlığının sonucu olarak yorumlanır. Böylece devrimin yerini depresyon alır. Kendi ruhumuzu tedaviyle uğraşırken sosyal çarpıklıklara yol açan toplumsal ilişkileri gözden kaçırırız.