Benim kadınlar bakımından dilediğim bir özgürlük vardır ki o da – sevme özgürlüğüdür- ; ( daha başka bir deyimle) bir kadının, bir erkeğe – seni seviyorum- diyebilmesi ve derken de kafasının kesilip çöp tenekesine atılmayacağını bilmesidir.
Türk kadınının kara çarşafa tıkılmış ve umacı giysilerle erkeklerin gerisine atılmış, insanlık haysiyetinden yalınmış zavallı ve acıklı duruşudur. Bir zamanlar erkeğin yanında, ona eş durumda ve saygınlığa sahip ve hükümet etmeye layık kılınan Türk kadınını, Atatürk devrimlerine rağmen, bugün yine Şeriatçının pençesine düşmüş olarak bu hazin duruma itilmişliği, muhakkak ki utanç vericidir.