Öncelikle herkese iyi okumalar dilerim.
Yıllardır severek kullandığım ve çevreme de gönül rahatlığıyla önerdiğim 1000kitap uygulamasının farklı eleştiri ve düşüncelerin bir araya geldiği değerli bir edebiyat platformu olduğu kanaatindeyim.
Ancak, belirtmek zorundayım ki, bir kullanıcı ve özellikle bir kadın okur olarak, platformdaki deneyimimin gölgelendiğini üzülerek paylaşıyorum. Maalesef, kitaplar üzerine fikir alışverişi yapmayı beklediğim mesaj kutumun, "kitap kurtları" yerine, amacından sapmış ve taciz içerikli yaklaşımlar sergileyen profillerle dolduğunu görmek, platformun asıl amacına ihanettir.
Bu gibi durumlarda sessiz kalmak, bu insanlara bu alanı kirletme ve kadın kullanıcıları rahatsız etme hakkını vermek anlamına gelir. Bir kez daha vurgulamak isterim ki, bu platform bir sosyal medya/arkadaşlık uygulaması değil, bir okuma ve düşünce paylaşım mecrasıdır.
Bu tür yaklaşımlara ne ben ne de hiçbir kadın kullanıcının yer vermek zorunda olmadığını açıkça ifade ediyor; bu durumun platform yönetimi tarafından ciddiye alınarak gerekli önleyici artırılmasını ve hiç bir kullanıcının bunlara sessiz kalmamasını talep ediyorum.
Hepinize iyi okumalar ve nitelikli paylaşımlar dilerim.
Her isteyen zengin olabilir. Birazcık zenginlik için hayatlarını ve ruhlarını satanların haline bir baksana, ne hale gelmişler! Yok. Ben onlar gibi olmak istemem. Varsın bazen cebimde kahve param olmasın ama yeter ki hep aynı kişi kalayım
Merhabalar, buralarda inceleme yapmaya alışık değilim ancak Emir ve Hasan’ın öyküsünü okuduktan sonra bir şeyler yazma ihtiyacı hissettim.
Bu kitapta, Afganistan'ın başkenti Kabil'de geçen bir "aile" hikayesine şahitlik ediyoruz. Aynı çatı altında yaşayan bu iki ailenin hayatları eşitsizlikle bir çizgiyle ayrılmış durumda. Baba ve oğlu Emir, evin saygın "ağaları" olarak yaşarken; üvey kardeş Ali ve oğlu Hasan ise “Hazara” kimlikleri nedeniyle evin hizmetçileridir.
Hikayeyi Emir'in gözünden okuyoruz. Dürüst olmak gerekirse, bir kitaba başkahramanından bu denli nefret ederek devam etmek benim için zorlayıcıydı. Diğer yandan ise, Hasan’ı ah canım güzel Hasan diye ağlayarak bağrıma basıp yaralarını sarmak istedim. Ancak belki de yazarın bizi yalnızca Emir'in ihanetinden doğan pişmanlıkla baş başa bırakması hikayenin etkisini daha da arttırdı. Bu noktada Emir’e yıllarca vidan azabı çektiren, uykularından eden o ihaneti söylemeyeceğim, ancak tahmininizin ötesinde olacağına eminim; öyle ki, benim olayın şokunu atlatıp gerçekliğini kavrayabilmem biraz zamanımı aldı.
Aynı evde, annesiz büyüyen bu iki kuzenin yaşadığı hayatlar ve taşıdığı acılar ne kadar farklı olabilir?
Sevdikleriniz için neleri göze alabilirsiniz?
Tekrardan iyi biri olmak mümkün müdür?
Uzun zamandır beni içine çekecek, yüreğime dokunacak ve elden düşürmeyecek bir kitap arayışındaydım. Uçurtma Avcısı, bu beklentilerimi fazlasıyla karşıladı. Her sayfayı gözlerim yaşlı, yüreğim ağzımda okudum; öyle ki, zaman zaman kitabı kapatıp ağırlığı altında tavanla dakikalarca bakıştım.
Anlatılacak çok şey var ancak spoiler vermemek adına sizlere birkaç alıntıyla veda ediyorum.
“… yalnızca tek bir günah vardır. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir.’’
“ Bir insanı