Körlük, insan doğasına ve toplumsal düzene yönelik güçlü eleştiriler içeren, sembolik yönü oldukça zengin bir roman.Romandaki körlük salgını, yalnızca fiziksel bir rahatsızlığı değil, insanların vicdanlarını, ahlaki değerlerini ve birbirlerine karşı sorumluluklarını yitirmelerini de simgelemekte…Özellikle karakterlerin yaşadıkları dönüşümler ve zor şartlar altında verdikleri mücadeleler başarılı bir şekilde işlenmiştir.
Bununla birlikte, eserde yer alan bazı ayrıntıların gereğinden fazla uzatıldığını ve zaman zaman bunaltıcı bir atmosfer oluşturduğunu düşünüyorum. Karakterleri dikkat çekici olsa da bazı sayfalardaki yoğunluk ve ayrıntılar mide bulandırıcı ve okuma keyfini kaçıracak boyuttaydı bence. Kitabın vermek istediği mesajları, metaforları ve toplumsal eleştirileri değerli bulsam da edebi açıdan bana büyük bir zevk vermedi. Bu nedenle Körlük’ü düşünmeye sevk eden, “insan” kalmaya dair güçlü bir eleştiri olarak görsem de anlatım tercihleri bakımından herkese hitap etmeyeceğini düşünüyorum.
Zorlanarak bitirdim.Otele kendini mühürlemiş “iç karartıcı,takıntılı hatta sapkın” bir karakteri anlatıyor.
Hiç ama hiç okumamış olmayı tercih ederdim,vaktim ve enerjim boşa gitti.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202537bin okunma
Cümbezin Kızı, suskun bırakılmış bir tarihin içimizde yankılanan sesi gibi...Kıbrıs’ın bölünmüş hafızası, kadınların acılarıyla örülmüş bir ağıt olmuş adeta.
Yazar, bireysel bir hikâyeden yola çıkarak bir adanın ve halkın kırılgan geçmişine dokunuyor. Her sayfada, unutulmuş hayatların sessiz çığlıklarıyla yüzleşiyorsunuz.
Anlatımındaki şiirsellik ve derinlik, insanı sadece bir okur olmaktan çıkarıp tanıklığa davet ediyor. Cümbez; bir ada, bir anne, bir kadın ve aslında parçalanamayan bir bütünün sembolü olarak okuyanın zihninde ve kalbinde yer ediyor.
Kitap bittiğinde geriye yalnızca bir hikâye değil, uzun süre içinizde kalacak bir sızı ve düşünce kalıyor.
Bireysel yalnızlığı, kadın olmanın toplumdaki yüklerini, sevgi eksikliğinin insan ruhundaki karşılığını, görünmezliği derinlemesine okuyacağınız bir psikolojik roman.
Yalın bir dille romanın başkahramanının ruh halini okuyorsunuz.
Söylenmeyenler birikmiş ve artık söyleme zamanı gelmişse herkes eteğindeki taşları döker. Bu, acıyı bağırmadan anlatanların romanı... Bitince bir süre susmak isteyenler için yazılmış sanki...
Okuyucu olarak, 1900'lü yıllarda yaşayan Derviş Ali ile şimdiki zamanda var olan Halide sayesinde hem aşka hem aile dramına tanıklık ediyoruz.
Derviş Ali'yi ve Halide'yi tanımak çok güzeldi.
Kitabı bitirdim ve bir süre sustum.