Kitapta Asa Leventhal karakterinin Albee isimli eski bir arkadaşının onun hayatını kaydırdığı suçlamasıyla yaşadığı kişisel sorgulamaları anlatılıyor. Sürekli kendinden şüphe eden ve kendisini başkalarının gözünden değerlendiren bir karakter. Beklediğimin üzerinde bir okuma deneyimi oldu, edebi açıdan güçlü ve de çok akışkan bir anlatımı vardı. En sade görünen sahnelerde bile karşı tarafa gerilim hissettirmeyi başarmış. Hiçbir bölüm gereksiz hissettirmedi ve her karakter, tema ve detaylar bir noktada önemli hale geldi, ki bunun yaygın bir şey olduğunu düşünmüyorum. Kitabın en beğendiğim yanı ise Leventhal karakterinin kitap boyunca yaşadığı değişim oldu. İlk başlarda karakterler arası ilişki ve kendine olan bakış açısı, kitabın devamına göre çok farklı. Kitabın bir yerinde Leventhal’ın kurban mı yoksa gerçekten suçlu ve sorumluluklardan kaçan birisi mi olduğunu anlayacağımızı düşünmüştüm fakat yazat bu belirsizliği güzel bir biçimde korumuş, ki bence kitabı daha iyi bir noktaya taşımış.
KurbanSaul Bellow · Okuyan Us Yayınları · 20060 okunma
Kitap, kadın karakterler üzerinden toplum baskısı, özgürlük arayışı ve yalnızlık temlarını ele alıyor. Parsipur hikaye anlatımında gerçeküstü bir dil de kullanmış ve okurken neyin gerçek olduğunu sorguladım fakat bence yazarın mesajına çok güzel uymuş. İlk defa feminist edebiyatı bir doğu ülkesinden okudum ve bize daha yakın hissettirdi. Toplumun kadınlar üzerindeki etkisi, bir şekilde toplum tarafından sıkıştırılmaları ve sürekli bir kaçma isteği içinde olmaları günümüzde dahi kadınların çok temel sorunları arasında. Uygulamada kitabı okuyanların %90’a yakının kadın olması bana erkek okuyucuların bu tür anlatılara mesafeli durduğunu düşündürüyor ki bu hala edebiyatın belli kalıplar içinde algılandığı anlamına gelir. Genel okunması da pek dazla değil maalesef, bu da bir etken olabilir fakat genele bakıldığında da kadın özgürlüğü ve kimlik arayışı temaları yalnızca kadın sorunuyla ilişkilendiriliyor ve sistemin failini görünmez kılıyor. Yazarın hikayesini okumak benim kitaba farklı bir açıdan bakmamı sağladı, okunmaya değer bir kitap.
Erkeksiz KadınlarShahrnush Parsipur · Can Yayınları · 20242,155 okunma
Kitabın yazım dili sade ve akıcıydı fakat bolümler ilerledikçe kitabın sakinliği altında rahatsız edici hisler oluşturmaya başladı.
Edebi açıdan yeterli olmadığını belirten incelemeler gördüm fakat bence bu biraz daha beklenti meselesi. Ben anlatım biçimini kendine has ve kitabın vermek istediği mesaja uygun buldum ve bu beni daha da içine çekti. Gereksiz bir sahne yoktu ve yazarın anlatımı karakterlerle bağ kurmayı kolaylaştı, ki bunlar çok gerçekçi hissettirdi. Karakterlerin yaşadıkları şeylere karşı isyan etmemeleri ve yavaşça kabullenmeleri benim için en şaşırtıcı yanıydı. Kitaptaki her bir karakter detaylı ve eksik kalmadan geliştirilmiş ve bu kitaba bütünlük katmış. Bazı anlarda yazarın bilinçli olarak eksik bir anlatım seçtiğini düşünüyorum ama bu yalnızca anlatımı güçlendirmiş gibi gözüküyor.
Beni Asla BırakmaKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 202512,2bin okunma
Julien’in sınıf atlama hırsı ve sürekli kendini kanıtlama çabası çok iyi işlenmiş. Karakterlerin psikolojisi ve dönemin yapısı gerçekçi biçimde aktarılmış. Julien’in ve kadın karakterlerin kendi içlerinde yaşadıkları çelişkileri yansıtan bir roman. Okuması ağır ilerlese de karakter ve toplum incelemesi etkileticiydi.
Kırmızı ve SiyahStendhal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202212,6bin okunma
Marcus Aurelius halka hitap etmek için değil, kendi ruhunu eğitmek için yazmış ve Stoacı felsefenin temel taşlarından biri olan bu eser ortaya çıkmış. Metin, aforizmalar ve içsel sorgulamalarla dolu. Dili yalın ama aynı zamanda her sayfada sizi düşünmeye zorluyor. Benim için kitapta öne çıkan temalardan biri ölüm ve geçicilikti.
‘Yakında her şey unutulacak. Yakında seni de unutacaklar.’
‘Ölüm, beni bundan yoksun bırakacağı için mi kötü bir şey?’
‘İnsanın yaşamı bir anlıktır ve kısa bir süre içinde hepimiz yere serileceğiz.’
Her bölümde ölüm ve unutulacak olmaya vurgu yapıyor, ölüm korkusunu aşmak üzerine kendine telkinlerde bulunuyor. Bunları yazdıktan birkaç yıl içinde ölüm döşeğindeyken söyledikleri de bunu benimsediğini gösteriyor. Bunun yanında erdem, insanın evrendeki yeri, insan ilişkileri ve iç disiplin konularına da değiniliyor.
-Ryan Holiday’ın ‘The Daily Stoic’ kitabını öneririm, Marcus’un sözlerini günümüz bağlamında yorumlayan modern Stoacıdır Holiday,
-Bir de Melike Molacı’nın ‘Bir İdealin İnşası: Stoacı Dünya Yurttaşlığı’ isimli makalesi faydalıydı isteyen inceleyebilir <3