🌿BİNBİR DİLİ🌿
Binbir dili var ormanın.
Biraz doğaca,
Biraz dünyaca,
Biraz yeşilce,
Biraz da çiçekce.
“Kim anlar bu dili?” demeyin.
Ruhunu dinlemeyi bilen,
Ruhuyla yaşamayı seçen herkes anlar.
Var mı ormanın alfabeleri?
Olmaz mı hiç?
Ağaçlara dokun,
Canlıları koru,
Kuşları dinle,
Çiçeklere bak…
İşte tüm bunlar,
Ormanın sessizce fısıldadığı
Alfabeleridir... Aylin Özgür
#okudum #roman #kitapöneri #kitapyorumu #morsandıktakiyazılar #Wonder #okumalı
Kitap Adı: Wonder - Mucize
Yazar Adı: R. J. Palacio
Çeviri: Berna Sirman
Sayfa Sayısı: 336
Kitap Türü: Roman
Değerli Okur, ben yine bir kitapla geldim
Spoiler vermek gibi olmasın ama kitap öyle güzel ki...
İsmi gibi mucize dolu. İsmi gibi mücadele dolu
Hikayesine gelince Augustun hikayesine konuk oluyorsunuz. Öyle sıradan değil Augustun hayatı. Onun ruhu da sıradan değil.
Sadece bir çocuğun hikâyesi değil; insanların birbirini nasıl gördüğünün, nasıl yorumladığının ve nasıl anlamlar yüklediğinin hikâyesi bu.
Kitabı okurken şu cümle aklıma geldi: "Herkes aynı yere bakar ama herkes aynı şeyi görmez; derine bakan derini alır, yüzeyde kalan ise sadece baktığını sanır."
Gelelim hikayeye:
August’ın yaşadığı en büyük zorluk, fiziksel durumu değil insanların onu algılama biçimidir. Bakışlar, fısıltılar, çekingenlikler ve bazen iyi niyetli ama yanlış davranışlar.
Hepsi onun dünyasını şekillendirir. Çünkü insan, sadece ne olduğuyla değil, nasıl görüldüğüyle de yaşar.
Kızkardeşi Via’nın hikâyesi ise görünmeyen bir dengeyi anlatır. O, August’ın etrafında dönen dünyanın içinde kendi yerini bulmaya çalışan sessiz bir sestir. “O sağlam durmazsa gerisi yıkılır” hissi, aile içindeki duygusal yükün ne kadar hassas olduğunu gösterir. Sevgi vardır ama aynı zamanda görünmeyen bir yorgunluk da.
Anne figürü ise bu hikâyenin sessiz omurgasıdır. Sürekli güçlü durmak zorunda kalmak, dışarıdan bir dayanıklılık gibi görünse de içeride yorucu bir yük taşır. Güç, burada sadece ayakta kalmak değil; aynı zamanda dağılmamayı seçmektir.
Kitap boyunca en net hissedilen şey şudur:
Kimse tek bir duygudan ibaret değildir. Ne August sadece “farklıdır”, ne Via sadece “fedakâr”, ne de anne sadece “güçlü”.
Herkesin içinde hem
#morsandıktakiyazılar
Kitap adı: Iyileşen Çocukluğum,
İyileşen Anneliğim
Yazar adı: Hatice Kübra Tongar
Sayfa sayısı: 192
Kitap türü: Psikoloji, Çocuk Psikoşojisi
Bazen farklı tarz kitaplar okumak insana bir çok şey katıyor, yeri geliyor insan kendiyle yüzleşiyor, yeri geliyor yaşadığı bir sorunun cevabını buluyor okuduklarında.
Yazar kitabında kadınların, çocukluğunda yaşadıkları travmaları kaleme almış.
En büyük travma ise duygusal travma olduğundan bahsetmiş. İyileşmek ya da yaralarını iyileştirme adına bir kaç çalışma örneği de kitapta mevcut
Çocuk eğitirken yapılan hataları örnek vererek sık sık okuyorsunuz kitapta.
"en yaralı kadın, içindeki çocuğun asla çocukluğunu yaşayamadığı, bir kadının yarasıdır, onu iyileştirmeden, nasıl onun iyi bir anne olmasını beklersiniz ki..."
Bir diğer önemli konu, özsevgi özşefkat ve özgüven, bir çok kadında bunlar eksik çünkü toplumumuzda bunlar tabu olarak karşımıza çıkıyor. Kadından birey yetiştirmesini beklerler ama kendine zaman ayırması bencillik olarak nitelerler.
Çocukluğunda travma yaşayan bir anne, kendi çocuğuna ya aynı şekilde davranır, ya da ben bu hataları yapmayacağım diyendir
Bir çok birey, çocukluğunda yaşadığı her türlü travmayı, yanlış bir şekilde benliğinde "hakedilmiş" kodlamasıyla yaşıyor ömür boyu, taa ki biri çıkıp bunların yanlış olduğunu, söyleyip onu ikna edene kadar.
Kitaptan bazı alıntılar:
- Kendinize canınızı acıtan, yetişkinlik yıllarınıza bahsettiğim olaydaki gibi sızan bilinçdışı kayıtlarınızı sorduğunuzda pek çok anıya ulaşabiliyorsunuz.
-Kabaca bu, "Hayatımızın çoğunu otomatik pilotta yaşıyoruz" demektir.
- Annemizin bizi büyütürken uyguladığı her "sürekli davranış" ebeveynlik klasörümüzde depolanır.
- Çocuklar oldukları gibidirler, rol yapmazlar. Ve fakat kendilerini oldukları haliyle kabul