“Binlerce kişi senden nefret ederdi.”
“Zaten şimdi de nefret ediyorlar. Belki binlerce kişi değil ama binlerce canı olan kişiler nefret ediyor benden.”
İtaat, iradesinden vazgeçen için, dünyanın bütün hatalarını yapabilme özgürlüğüydü! İtaat, kişinin, kendi başına işlemeye asla cesaret edemeyeceği suçları gerçekleştirebilmesinin müthiş bir yoluydu! İtaat, her gün farklı biri olarak uyanılan bir rüyaydı! Öyle bir rüyaydı ki insan kendini sürekli bir şeyler yaparken görüyor ama gerçekte onları kendisinin yapmadığını biliyordu. İtaat bir mucizeydi! Sıradan bir insanı alıp ona atom bombası attırabilir, sonra da
bütün dünyayı o insanın masum olduğuna inandırabilirdi. İtaat, suçluluk duygusu ve vicdan azabının panzehiriydi!
Gerçekten de, bir demokrasideydik artık! Lider yalanlar söyleyerek
yönettiğini sanıyor, halk uyduğu bütün kanunların kendi iyiliği için
konduğuna inanıyor, ülkedeki tek yayın organı olan radyonun spikeri de her şeyi görüyor, ancak deli taklidi yapıyordu!
Tam bağımsızlık, ancak mali bağımsızlıkla mümkündür. Bir devletin maliyesi bağımsızlıktan yoksunsa o devletin bütün hayat ışıklarında bağımsızlık felç olur.