“ Bektaş Şenel Gece
Gölgeden
geçer hafızalı
Ölmüş parıltıdan
geçer
İner odaya, sargın, dönük içine
O. Zaman.
Savaşını bitirmişçe bir şeyin
Tenim ıslanır, adı feci şeylere görünür
Böyle.
Düşmeyi denk bilen yola, karşına
Kadar gelen, durmayı anmak isteyen bendim
Gölgeler altında sen ayaklarımı böyle
Yorgun gördüğünde, sade bakmak mıydı dilin niye
Böyle susarak beni neye
yürütüyordun?
Hissizliğin koluna saat
Bakıyordu sonsuz dilli, yüzüm
Görüyordum yüzümde, üzülmüş bir sabah
Görüyordum, bakıyordun, yeni bir görmek gibi
Görmekçe üzgün, görkemli üzgün bir şeye
Karşımda benziyordun benzeterek
Görmemek denebilirdi yansımana
Varlığına, unutmak denebilirdi