gençken, daha çok seyahat etmem, daha uzaklara gitmem, yabancı ülkelerde daha çok zaman geçirmem, kendimi hayata katıp daha derin bir şekilde yaşamak için sürekli bir koşuşturma içinde olmam gerektiğini düşünürdüm ama zamanla anladım ki, aradığım şey tam burada içimde, etrafımdaki şeylerde, işim haline gelen o geçici işlerde, gündelik hayatın hengamesinde ve bakışlarımı oraya yönelttiğim sürece karşılaştığım insanların gözlerindeydi.
Karmakarışık anıların arasından çıkmak, tıpkı sık bir ormandan çıkmak gibidir. Yorgun zihnim dinlenmeye çekilse de bedenim hala ilerlemeye devam ediyordu. Sonsuz bir karmaşanın, derin bir boşluğun içinde yürüyordum. Ne gökte uçan bir kuş ne suda yüzen bir balık ne de toprakta filizlenen bir bitki vardı.