"Kendimize dükkanın arkasında,
yalnız bizim için bağımsız bir köşe ayırıp orada gerçek özgürlüğümüzü, kendi sultanlığımızı kurmalıyız. Orada, yabancı hiçbir
konuğa yer vermeksizin kendi kendimizle her gün baş başa verip
dertleşmeliyiz; karımız, çocuğumuz, servetimiz, adamlarımız yokmuş gibi konuşup gülmeliyiz. öyle ki, hepsini kaybetmek felaketine
uğrayınca onlarsız yaşamak bizim için yeni bir şey olmasın."
Hayır diyerek başkalarından uzaklaşırız, kurallara karşı çıkar;
yalnızlıkla baş başa kalırız. Ama tüm bunların karşılığında da özgürlüğümüzü kazanırız.
Everest'te yolunu şaşırmış donmak üzere olan bir dağcı olsaydım,
okyanusun ortasında dalgaların hızla çarptığı bir kayaya tutunmuş, gemisi hbatmış bir kazazede olsaydım,
Sahra çölü'nde güneşin altında cayır cayır yanan bir kaşif olsaydım,
caddede karşıdan karşıya geçmek isteyen bir kör olsaydım,
gecenin bir saatinde arabam bozulsaydı,
1ıssız bir adada yaşasaydım,
sürücü kabininde yalnız bir hızlı tren makinisti olsaydım,
sigaramı yakmak üzereyken ateşimin olmadığını fark etseydim,
merdivenlerin başında kalakalmış bir felçli olsaydım,
komik bir hikaye bilseydim ve bunu anlatacak kimsem olmasaydı,
sırtımın ortasında bir yer kaşınsaydı ve kolum oraya uzanamasaydı,
işte o zaman jean-Paul Sartre bir cüret çıkıp bana "cehennem
başkalarıdırr" deseydi, ondan sırtımı kaşımasını isterdim.