“Öyle olmadığını bildiği halde sürekli olarak cahil ve aptal olduğunun söylenmesi ağrına gidiyordu. Öfkesi içten içe kabardı ve o gece yatağına yatınca bir karar aldı. Babasının ve annesinin kendisine her kötü davranışında, şu ya da bu şekilde, buna bir karşılık verecekti. Kazanacağı bir-iki küçük başarı, onların aptallıklarına hoşgörü ile bakmasına yardımcı olacak ve aklını kaçırmasını önleyecekti.”
“Konuşabilseydi bilinçaltı şöyle derdi, “Vakit geldi, artık bir yetişkinsin ve benim daha önce gömdüğüm duygularla bundan sonra başa çıkabilirsin. Çocukken bunların üstesinden gelebilecek durumda değildin, o sebeple bu duyguları yaşamaman için onları paketleyip sakladım. Artık paketi açma ve duygularını yaşama zamanın geldi. Onları yaşamaya başladığında şarapnel parçası çıkacak ve orada sadece bir iz kalacak. Artık bu iz sana zarar vermeyecek. Tüm bunları farkedebilmen için çocukken yaşadığın anılara benzer görünen tüm olaylarda karşına çıkıyorum. Oysa sen beni fark etmiyorsun ve beni susturabilmek için buzdolabına koşuyorsun, alışverişe koşuyorsun, kendini bitmeyen işlerine veriyorsun ya da bazen bir sigara yakıyorsun. Beni susturabilmek için televizyonun, sosyal medyanın sesini açıyorsun. Ama görüyorsun her seferinde yine karşındayım. Yaptıkların beni o an için susturup derine gömdüğüm duyguları yaşamandan geçici olarak kurtarsa da ben seni iyileştirebilmek için tekrar tekrar karşına çıkacağım. Gerçekten iyileşmek istiyorsan tüm bunlarla kendini uyuşturmaya çalışmak yerine şarapneli çıkar. Çünkü ancak yaralarımız aracılığı ile şifa bulabiliriz.”