- Dışımıza çıkarmamıza izin verilmeyen ağzımıza kilit vurularak hapsedilen sesler içimizde büyüyor ve başta minik bir fısıltı halindeyken sonradan bir çığlığa dönüşüyor , haberin var mı ?
“Sen, gözlerinden ateşler saçarak, zehirli oklarını bana yöneltirken, ben sana âşık oldum Nehir...”
“Sen, tüm şatafatlı tanımlardan sıyrılıp en doğal halinle, yaramazlık yapan çocuklar gibi boynunu bükmüş bağışlanmayı beklerken, ben sana âşık oldum Deniz...”
Yüreklere düşen ilk kıvılcımlar...
Sonsuza dek süreceğine inanılan aşk, mutluluk...
Ve o uğursuz kaza! Kadının belleğinde kalan son sözcükler...
“Sıkı tutun Nehir!...”
Minicik çocuk ellerimi avucunun içine hapsettiğinde, yüreğim yüreğinde eriyordu babacığım.
Parmaklarım büyüdü diye mi tutmuyorsun artık ellerimi?
Keşke hep küçük kalsalardı...
Ne oldu da ayrıldı ellerimiz baba?
Hiçbir zaman soramadım bunu sana. Sormak istediğimde fırsat olmadı, fırsat olduğunda cesaretim...