Salt arayan kişi, ne yönü, ne yolu, ne yeri
bulabilir: Ancak bir yerden ayrılabilendir,
yolu bulabilen – ne aradığını 'bilen' değil,
nereden ayrılacağına karar verebilen...
Bütün gece, geçmek bilmez saatler boyunca, yağmurun çıtırtısı durmaksızın azaldı. Bütün gece, yarı-uykumun arasında yağmurun soğuk tekdüzeliği camlarımda ısrar etti. Kâh bir bora tepeleri kamçılıyor, su kıvrak ellerini camda gezdirerek tiz bir sesle kıvranıyor; kâh kulağı sağır eden bir gürültüyle ölmüş dışarıda, uykunun sesini duyuruyordu. Varlığım, yorganın altında da, insanların arasında da, hep aynıydı: Acılar içinde dünyanın bilincine varmış durumdaydı. Gün, mutluluk gibi doğmak bilmiyordu – ve o saatte, sonsuza dek gecikecek gibi geliyordu bana.