Bu açıdan normal olmak ruhsal bozukluk değil midir — salt düşünce olmak, bizim gibi, esnek ve yumuşak, kayıp ve kaybolmuş insan varlığı olmamak! Bu şekilde her daim tetikte ve bilinçli olmak, hiçbir zaman belirsiz ve dalgın olmamak ruhsal bir bozukluk değil midir!
Gerçekten de sakinliğin korkunç! Aklıma geldikçe kanım donuyor, ama yine de kendimi senden uzaklaştıramıyorum — tuhaf bir kuvvetle beni esir aldın. Seninle konuşmanın tarifi mümkün olmayan etkileyici ve rahatlatıcı bir yanı var, kişi sanki kendisiyle ya da bir düşünceyle konuşuyormuş gibi hissediyor.
Neden ama sıradanla yetinemiyorum, neden ilkeler konusunda bu kadar ısrarcıyım, neden ötekiler gibi giyinip dışarı çıkmak yerine bu kaba botlarla geziniyorum?
İnsan yaşlandıkça hayatı daha iyi anlar ve hayatı kolaylaştıran küçük rahatlıkların tadına daha çok varıp onları takdir eder — kısacası kişi ne kadar işinin ehli olursa o kadar tatminsiz hale gelir. (...) Bu konuyu enine boyuna düşünen herkes kimsenin bütün bir hayatı boyunca, yarım saat kadar bile olsa, herhangi bir şekilde tamamen tatmin olmadığı konusunda kesinlikle benimle hemfikir olur.