Deneysel Psikolojiye Tehlikeli Bir Teşebbüs

Tekerrür

Soren Kierkegaard
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 51 dk.
Sayfa Sayısı:
136
Basım Tarihi:
Eylül 2009
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
Orijinal Adı:
Bjentagelfen
ISBN:
9786055302474
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·136 syf.·
2022 10. kitabı
Kolay bir kitap değil. Kitabı belli bir sayfadan sonra geriye dönerek tekrar okudum. Okuma esnasında bir akademik makaleden yararlandım. Ayrıca Tevrat'dan Eyüp bölümüne göz attım.
TekerrürSoren Kierkegaard · Pinhan Yayıncılık · 2009234 okunma
9/10
·136 syf.··
2018 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2018 23:24
Kitap 'felsefe' kategorisinde yer alsa da klasik bir felsefe kitabı olarak görmek yanlış olur. Kierkegaard, kitaplarını farklı rumuzlarla yazar ve burada da 'Constantin Constantinius' rolüne girmiş. 'Tarihteki en uzun aşk mektubu' olarak atıfta bulunulan bu eseri okumak için, Kierkegaard'ın yaşamı ve Regina'yla olan ilişkisi hakkında bilgi sahibi olmak gerekir. Kitabın ilk bölümü Constantin'in genç arkadaşı ve genç kız hakkındaki düşünceleri ile geçerken, kitabın ikinci yarısı 'genç arkadaş'ın mektuplarıyla tamamlanıyor. Son bölümlerde, dini atıflar yoğun -Kierkegaard'dan bekleneceği üzere- Kitapta üstadın içsel dünyasındaki karışıklığı rahatça hissediyoruz.
Felsefe
TekerrürSoren Kierkegaard · Pinhan Yayıncılık · 2009234 okunma
Puan vermedi·136 syf.·
2025 34. kitabı
Bir süre sonra okuduğum kitapların ne anlattığını hatırlayamadığımı fark ediyorum. Bu da bana tuhaf bir fikir veriyor: Belki de insan ömrünü sadece kırk kitapla tamamlayabilir. Ama o kırk kitabı seçmek, yeni kitaplar eklemekten çok daha çetin bir yol olurdu kuşkusuz. “Unutuyorsam neden yenilerini okuyorum ki?” diye düşündüğüm anlar oluyor. Sonra hatırlıyorum ki, bu aslında eski bir düşünce; daha önce de aklıma gelmiş, üzerine tartışmış ve bir karar vererek okumaya devam etmiştim. Yunan filozoflarının “bilmek hatırlamaktır” sözünde bu hâle de yer var mıdır acaba? Benim kitaplarla ilişkimde hatırlama dolaylı bir şekilde açığa çıkıyor. Anlatayım: Uzun zamandır Søren’i elime almadığımı fark ettim. İçimdeki özlemin de etkisiyle Tekerrür’e yeniden başladım. Kitabı “Ne anlatıyordu, hiç hatırlamıyorum” diyerek açtım. Daha ilk sayfalarında Søren’in aslında büyük bir şair olduğunu düşündüm. Yazdıkları şiir formunda olmasa da, böylesine incelikli, hassas ve insanın ruhuna işleyen cümleler ancak bir şairin kaleminden çıkabilirdi. Tam bu sırada kitabın genç bir şair ile Constantin’in arkadaşlığı üzerine kurulduğunu görünce tebessüm ettim. Bingo! Aslında kitabı hatırladığımın ilk işareti buydu. Sayfalar ilerledikçe birçok cümlenin hayatımın içinde yer ettiğini, bildiğimi, tanıdığımı, hatta sık sık kullandığımı fark ettim. Hatırlama bende işte böyle dolaylı ortaya çıkıyor. Hangi kitapta ne okuduğumu zihnimde deşifre etmekte zorlanabilirim ama biliyorum ki onlar bir yere gitmiyor; bana karışıyorlar. Tüm bunları yazarken, bu okumamın benim için bir hatırlama mı yoksa bir tekerrür mü olduğuna hâlâ karar veremedim. Ne hatırlama ne tekerrür… belki ikisi birden. Bunu söyleyerek kendimi işin içinden sıyırmak istesem de aslında böyle diyerek bir kaçış yolu inşa ettiğimin farkındayım.
TekerrürSoren Kierkegaard · Pinhan Yayıncılık · 2009234 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2024 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 18 Mart 2024 15:54
Søren Kierkegaard’ın Tekerrür adlı eseri, felsefi deneme ile edebi anlatının iç içe geçtiği özgün bir metindir. Kitap, “tekerrür” kavramı üzerinden insan deneyimini, zaman algısını ve varoluşsal tekrar arayışını tartışır. Kierkegaard, bir deneyimin aynı şekilde yeniden yaşanıp yaşanamayacağını sorgularken okuru hem düşünsel hem de duygusal bir yüzleşmeye davet eder. Eserdeki temel çatışma, tekrar etme arzusuyla değişimin kaçınılmazlığı arasındadır. Kierkegaard, ironiyi ve iç monoloğu yoğun biçimde kullanarak bireyin kendi geçmişi, seçimleri ve beklentileri karşısındaki durumunu inceler. Tekerrür, burada yalnızca yeniden yaşamak anlamına gelmez; daha çok bir anlam arayışı, varoluşu yeniden yorumlama çabasıdır. Kısa hacmine rağmen yoğun bir düşünsel derinlik taşıyan Tekerrür, Kierkegaard’ın varoluşçu düşüncesine giriş niteliği taşıyan önemli metinlerden biridir. Felsefeyle ilgilenenlere olduğu kadar insanın içsel süreçlerini sorgulayan okurlara da hitap eder.
TekerrürSoren Kierkegaard · Pinhan Yayıncılık · 2009234 okunma
7/10
·158 syf.·
2022 86. kitabı
“ Eğer Tanrı’nın kendisi tekerrürü istemiş olmasaydı dünya varolmazdı.” Kitapta Aşıklar ve Varoluşsal çıkmazlar yaşayanlar üzerine ilginç tespitler yapılmış, geçişleri güzel kurguların yanı sıra teorik anlatımdan da uzaklaşılmamış. Yaşanılan duygusal yıkıntıyı anlatırken kullandığı ironi, esprili ve zaman zaman takındığı şairane üslup çok az felsefi kaynakta rastlanılır cinsten :) Her felsefe okuyuşum da hissettiğim gibi, yer yer sıkılsam da tanıştığıma memnun oldum.. Keyifli olsun, Verimli olsun ..
TekerrürSoren Kierkegaard · Alfa Yayınları · 2021234 okunma
6/10
·158 syf.··
2023 46. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2023 15:17
Selam sevgili okur! Kierkegaard'ın Tekerrür metnine geçmeden evvel uzun bir ön yazı karşılıyor sizi. Giriş bölümü olmasa anlamak, neyi neden yazdığını kavramak çok zor olabilirdi. Dolayısıyla giriş bölümünü çok sevdim. Kierkegaard bir hikaye üzerinden Tekerrür kavramını eve almış ve ona farklı açılardan bakmanızı sağlıyor. Okuması zor bir metin değil ancak çeviri zaman zaman zorluyor. Eserin sonuna geldiğinizda her açıdan ele aldığınız Tekerrür kavramının yanı sıra bambaşka kavramlara da bu şekilde sorgulayıcı bir yaklaşımda bulununmanın ne kadar ufuk açıcı olduğunu da görmüş oluyorsunuz. Felsefi metinlerin en sevdiğim yanı.. Herkese keyifli okumalar dilerim.
TekerrürSoren Kierkegaard · Alfa Yayınları · 2021234 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
2022 172. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 05 Aralık 2022 18:49
Çok yorucu bir kitap oldu benim için. Hem okumak istemedin hem elimden bırakmamak. Kutsal Kitap'ından alıntılar irkiltmedi ilk beni. Yani bilgi sahibi olmadığım konuların derinliklerinde yüzülmesinden önce, genellemeler yoluyla her kişiyi aşağı yukarı cinsiyetine göre gruplayıp, davranış ve düşüncelerin tahmin eden, akıl veren, ahkam kesen sığ bir abinin yazar oluşuydu beni hayal kırıklığına uğratan. bir kaç felsefi temellendirme katılmış ukalalık temellendirilmiş gibi hissettim. Görmüş geçirmiş bir kendine hayrına dokunmamışlar genellemesini de benim yapmam yakışık almaz. Bu düşüncelerim aslında kitabın sonundaki okuyucuya mektubu okumamla utandırdı beni, sanki yazarla yüzyüze geldim, hiçbir şey anlamıyorsun diye alaycı tavırla gülümsedi bana. Hak vermedim de değil, zaten onun öncesinde biz okurları sınıflandırdığı bir bölümde benim de bahsim geçmişti. Kutsal metinden alıntılar da olunca iyice arttı yetersizliklerim ve ilgisizliklerim. Tek yakalayabildiğim tekerrür Königstadtischen Theater'ın bizdeki Beşiktaş Kültür Merkezi oluşu, daha da daraltırsak Güldür Güldür programı. Jens Baggesen ve Sara Nickels Onur Buldu ve Ecem Erkek olarak gördüm. Evliya Aykan da ya ben dedi sanki derinden. Felsefeye başlangıç için bir kaç minik adımım ve bir kaç anlamlandırma çabam olmuştu ama iyice uzaklaştım diyebilirim. Çok uzun bir müddet felsefeyle ilgili kitaplara yaklaşamıyacağımı sanıyorum.
TekerrürSoren Kierkegaard · Alfa Yayınları · 2021234 okunma
Tekerrür üzerine
8/10
·158 syf.··
2024 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2024 19:49
Tekerrür Soren Kierkegaard Spoiler vardır! Öncelikle Robert Musil'in Aptallık Üzerine kitabında olduğu gibi ön söz müthiş bir şekilde yazılmış ve yapması gereken görevi tam manasıyla yapmıştır. Kierkegaard'ın anlatmak istediği Constantin Constantius'un tekerrür ile ne kast ettiği ardından genç adamın aşkı üzerinden genç adamın tekerrürden ne anladığı ve onun da üzerinde dinsel tekerrür boyutunda Eyüp'ü zamanın akışında ileri atan şeyin teslimiyet olduğu da gözler önüne seriliyor. Constantin Constantius tekerrürü kendi dimağı dahlinde nasıl anladıysa öyle gerçekleştirmek kabilinde davranışlar gerçekleştirdi fakat tekerrür'ün imkansız olduğu kanısına vardı fakat ön sözde de belirtildiği üzere tekerrür zamanının durdurulamaz akışında aynı şekilde değil farklı şekillerde gerçekleştiği de gözler önündedir. Genç adamın tekerrürü varoluşun durdurulamaz momentinde kendi olabilme kabiliyetini göstermesidir. Kitabı ikinci kez okumayı düşünüyorum ilerleyen zamanlarda.
Alıntı
TekerrürSoren Kierkegaard · Alfa Yayınları · 2021234 okunma

Yazar Hakkında

Soren KierkegaardYazar · 42 kitap
Soren Aabye Kierkegaard (1813-1855), Danimarkalı filozof ve teolog. Kierkegaard dindar babasının etkisiyle din eğitimi alarak ve katı bir dini atmosfer içinde yetişti.Tüm yaşamında bu çocukluğun etkisi görülür.Kendisi de dinsel düşünceleri olan birisi olmakla birlikte sürekli din adamlarıyla, kurumlarıyla ve düşünceleriyle çatışma halinde oldu. Mevcut Hıristiyanlığın yozlaşmış olduğunu ileri sürdü ve Hıristiyan inancinin tamamen yenilenmesine yönelik eleştiriler geliştirdi. Kierkegaard, din ve Tanrıyı tamamen bireysel bir konu olarak değerlendirdi. Bu yönde giderek sistematik felsefenin bireyi göz ardı eden bütüncüllüğünü de reddetti. Felsefesinde bireyi merkeze aldı. Felsefesi Kierkegaard, varoluşçuluğun öncülerinden sayılır.Varoluşçu felsefe bir bakıma her varoluşçu filozofta kendine özgü bir nitelik kazanarak ayrıca tanımlanır, ancak bilinen genel nitelikleri ve felsefi özgürlüğü açısından varoluşçuluğun kurucu isimlerinin başında Kierkegaard sayılmaktadır. Kierkegaard'ın belli bir felsefî sistematik geliştirmediği doğru olmakla birlikte (Kierkegaard bu anlamda Nietzsche gibi bağımsız ve dizgesiz filozoflardandır), kullandığı kavramlar ve felsefe yapma tarzı sonradan varoluşçu felsefelerde görülen nitelikleri barındırır. Kierkegaard'ın itiraz ettiği ve sürekli eleştirdiği filozof Hegel'dir. Hegel'in rasyonalist ve sistematik felsefesi Kierkegaard için kabul edilemezdir.Varoluşçu felsefelerde görülen kavramların çoğunluğu öncül olarak Kierkegaard'da görülür: saçma, bunaltı, korku ve kaygı.Kierkegaard'ın felsefî sorunsalı bir bakıma mevcut Hıristiyanlık içinde ve hatta karşısında nasıl iyi bir Hıristiyan olunacağı noktasına da bağlıdır. Kierkegaard, felsefe tarihinin soyut mantıksal kurgularla geliştiğini ve bu nedenle bireyi, bireyin gerçek yaşamını gözden kaçırdığını düşünür.Ona göre varoluş, somut ve öznel insanın yaşamıdır.Bu nedenle felsefe somut düşünmeye, yani varoluşa yönelmelidir.