Soren

Soren
@NotAvailable
cismi fikrine yetişemeyen biriyim maalesef
... Herkes bu az gelişmişlikten payına düşeni alıyor. Yazar çizer tayfası, sanatçılar, akademisyenler ve hele de eleştirmenler için de geçerlidir bu durum. Hepsi öncelikle devrimci, milliyetçi, İslamcı, şu ya da bucudur; insanlığa gerçekten bir şeyler katmak zor, kendini bir kimlikle tanımlayıp bundan prestij sağlamak kolaydır çünkü. Birtakım güçlü düşünce sistemlerini babalarının malıymış gibi sahiplenir, sonra da diğerlerine karşı bir sopa olarak kullanırlar. Hem karşıt kamplarda bulundukları kişilerle didişmekten de neredeyse cinsel bir haz alırlar ve en nefret ettikleri, bağımsız kalmayı tercih edenlerdir. Meşrebi ne olursa olsun bu türden heriflerin, birey olma talihsizliğine düşen herkese verdiği tek bir mesaj vardır: 'Sen de... sen de bizim kadar kötüsün!' Böyle döner az gelişmiş toplumun çarkları.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bir kere insanların çoğu göründüğü kadar aptal değildir; özellikle de aptal görünenler. Herkesin kendi geliştirdiği dünyayla başa çıkma yolları mevcuttur. Aslına bakarsanız, kafası pek fazla çalışmayan insanların, hele de bunu kendilerine itiraf edebilecek kadar cesur ve dürüstlerse, kendilerinden daha zeki insanlara karşı pek çok avantajlar geliştirebileceğini, çok yüksek ve önemli mevkiler geleceğini düşünebiliriz. Bir kere diğerlerinden daha korkak olurlar ki bu onları tetikte, hazırlıklı ve nihayetinde sinsi kılar. Güç kazanmış bir budala elbette kendisini o noktaya getiren statükoyu korumak ve güçlendirmek yoluna gidecektir. Gelenek insanların ahmak olduğunu varsayar, modernite ise sorumluluk sahibi zeki canlılar olduğunu. Bu yüzden kısa ve orta vadede hep gelenek kazanır.
Halk, neye ihtiyacı olduğunu bilemez, ancak fevkalade güzel razı olur. Hiç bir büyük dönüşüm, ilerleme, buluş kitleler sayesinde gerçekleşmemiştir. Hatta ekseriyetle tersi doğrudur. Halk kadar yenilikten, orijinaliteden nefret edeni yoktur ve kendileri için mücadele veren pek çok insanı seve seve ateşe atmışlığı da az değildir.
Ben ezilen halkların gücüne inanırım, o güçten bir isyan da genelde hiç beklenmedik bir meseleden çıkar. Ağır yumruklar yerken dayanır da insan, bazen kulak arkasına ufak bir parmak ucu fiskesinde deliye döner.
Her bitişte neticelenmiş olmasının verdiği huzur saklıdır
"Onun ölümüyle son tutunduğum dal da kopmuş gibi büsbütün boşlukta kaldım. Kaybettiğim şey benim için o kadar büyüktü ki, ilk önceleri bunu bir türlü anlayamadım. Ne de hayatımdaki neticesini ölçebildim. Sade içimde simsiyah ve çok ağır bir şeyle dolaştım durdum. Sonra bu haraplığa daha başka bir duygu, bir çeşit kurtuluş duygusu karıştı. Bir baskıdan kurtulmuştum. Artık o bir daha ölemezdi, hatta hastalanamazdı da. Orada zihnimin bir köşesinde olduğu gibi kalacaktı. Hayatımda birçok şeyler daha beni korkutabilir, başıma türlü felâketler gelebilirdi. Fakat en müthişi, onu kaybetmek ihtimali ve bunun korkusu artık yoktu."