... Herkes bu az gelişmişlikten payına düşeni alıyor. Yazar çizer tayfası, sanatçılar, akademisyenler ve hele de eleştirmenler için de geçerlidir bu durum. Hepsi öncelikle devrimci, milliyetçi, İslamcı, şu ya da bucudur; insanlığa gerçekten bir şeyler katmak zor, kendini bir kimlikle tanımlayıp bundan prestij sağlamak kolaydır çünkü. Birtakım güçlü düşünce sistemlerini babalarının malıymış gibi sahiplenir, sonra da diğerlerine karşı bir sopa olarak kullanırlar. Hem karşıt kamplarda bulundukları kişilerle didişmekten de neredeyse cinsel bir haz alırlar ve en nefret ettikleri, bağımsız kalmayı tercih edenlerdir. Meşrebi ne olursa olsun bu türden heriflerin, birey olma talihsizliğine düşen herkese verdiği tek bir mesaj vardır: 'Sen de... sen de bizim kadar kötüsün!' Böyle döner az gelişmiş toplumun çarkları.