Geç doğum sebebiyle hastalıkla doğan Musa ve onunla tamamlanacak olan ablası Zeliha’nın kesişen yaşamını anlatıyormuş gibi gözükse de arka planda hayatın birçok alanını sorgulayan/sorgulatan bir kitap. Nefis bir anlatım.
Zeliha karakterini çok beğendim. İç dünyasını yansıtmakta çok başarılıydı ve bunu aktarırken kurduğu cümleler sanki adhd’si olan birini dinliyormuşum gibiydi. Bu kişilerden uzak olanlar için garip bir anlatımmış gibi gelebilir ama beni kitapta en çok içine alan durum buydu. Bir konudan bahsederken sanki farklı şeylere atlıyormuş gibi gözükse de her konuyu birbirine ustaca bağlıyordu ve bu sayede birçok fikrini de aktarmış oluyordu aslında.
Zeliha’nın içsel anlam arayışı ve insanlarla, dünyayla olan çakışmasında sık sık kendimi gördüm. Onun anlamıyla insanların anlamı ne yazık ki çakışmıyordu. Bu yalnızlık ona anlamsızlık yükledi sanıyorum…
Yazar, Zeliha üzerinden gerçek hayattaki kalıplaşmış kişileri bize gösterirken bir de Zeliha’nın yazdığı karakter Meryem üzerinden anlamsal bir hikaye oluşturmuş. Bu iç hikayeyi de çok beğendim.
Sinematografik anlatımına bayıldığım felsefik yönündense çok keyif aldığım bir roman oldu.
Yazarın üslubunu çok beğendim ilk romanı olmasına rağmen oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum. Diğer kitabını da mutlaka okuyacağım.
Musa'nın UykusuTuğba Doğan · Yapı Kredi Yayınları · 2018568 okunma
“…kelimelerden hatta harflerden ibaret birine dönüştüm ama bu kelimeler bir araya gelince bir şey etmiyorlar, bir hakikati seslendirmiyorlar, harfler kelimelere, kelimeler cümlelere, cümleler ifadelere, ifadeler kitaplara, kitaplar kütüphanelere dönüşmüyor, kimse kelimelerimi benim onları gördüğüm gibi görmüyor.”