"Zaman içinde öğrendim ki, etrafımızda bir sürü sahte büyücüler yaşarmış. Meğerse biz kadınlar da, o sahte büyücü heriflerin en sadık ve en aptal müşterileriymişiz. Onlardan ay ışığının altında saf aşk satın alırmışız. Satın aldığımız bu saf aşkın bedelini de kalbimizi onlara vererek ödermişiz. Sonra bir gün gerçekler ortaya çıkar ve bir de bakarız ki, büyüsüne kapıldığımız adam, kalbimizi paramparça etmiş, bizi yüzüstü bırakıp kaçmış."
"Biz kadınların zayıflığı, çocuklarımızdan geliyor. Annelik başka bir duygu. Erkeğin babalık duygusu gibi değil. Yoksa bu aşağılık heriflere bir saniye bile olsa katlanmazdık. Bıçak kemiğe dayanmadan önce, onları kapının önüne koyardık. Kollarına sepeti takıp onları geldikleri yere postalardık."
Erkekler şu dünyada para kazanmayı marifet sanıyorlar. Ev kirasını, elektrik, su ve telefon faturalarını ödemeyi erkeklik olarak görüyorlar. Halbuki erkek olmak, fatura ödemek değil ki. Erkek olmak; bir kadına, kadınlığını hissettirmektir. Ona ilgi göstermektir. Karşısı geçip yarım saat onunla sohbet etmektir.