" "Diplomatik küskünlük" dediğim bu küskünlüğüm, kalp kırıklığımın acısından çok, bir mecburiyete dayanıyordu: Bize kötü davranan kişiye, aynı şeyi bir daha yapmasın diye bizim de bir ceza vermemiz ve gururumuzu korumamız gerekir."
".. küskünlüğümü yalnızca beni hırpalayan, içedönük bir şeye, kendi kendime verdiğim bir cezaya çeviriyordu. Küskünlüğümün ve kırık kalbimin kimseye faydası yoktu."