Neslihan TÜRKMEN

Puan vermedi·208 syf.··
2025 57. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2025 00:20
“Bazı haberler insanın yanında sığınabileceği bir kedi varken verilmeli.” Gözlerinin önünde sis olan bir çocuğun hikayesi bu. Dördüncü sınıfa giden küçük Mafalda, Stargardt hastası. Her şeyi bulanık görmesine neden olan ve sessizce ilerleyen bir hastalık… Küçük kız görme kaybını aynayla ölçüyordu. Kendini görebilmek için her geçen gün aynaya biraz daha yaklaşıyordu. Ayna ile arasındaki mesafe kısaldıkça aslında ‘gördüğü’ hayatıyla arasındaki mesafe de kısalıyordu. Ve ne yazık ki çok yakında aynada kendini artık hiç göremeyecekti. Önemli bir şeyin elinden kayıp gitmesi insanın içini acıtan bir duygu. Yetişkin bir insanı bile sarsacak bir yük. Peki ya küçük bir kız? Bu yükü taşımama gibi bir lüksü var mı? Sevdiği şeyleri artık yapamamak Hiç deneyimlemediği şeyleri asla deneyimleyemeyecek olmak Sevdiği insanların yüzlerini kaybetmek Bir gün sevebileceği yüzleri hiç tanıyamamak Ve kendini görememek… Mafalda için kaybedecek çok şey vardı. Ama asıl mesele hangisine tutunacağıydı: Kaybettiklerine ve kaybedeceklerine mi? Yoksa gelecekte karşısına çıkacak her şeyi kucaklamaya mı? Hayatın aslında ne kadar öznel bir yerden değerlendirildiğini, “önem” verdiğimiz şeyin ne kadar kişisel ne kadar değişken olduğunu yumuşak ama kalbi sızlatan bir hikayeyle hatırlatan bir roman.
Kiraz Ağacı ile Aramızdaki MesafePaola Peretti ·  Genç Timaş Yayınları · 202015,7bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·152 syf.··
2025 56. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2025 20:33
“Coşkulu gözükmek gerek, hayatın tadını çıkarıyormuşuz gibi gözükmek gerek.” “Birbirlerinden nefret ettikleri halde hiç düşünmeden sürekli ‘aşkım’ sözcüğünü kullanan çiftler vardır ya hani, işte biz de onlardanız; seni bir daha asla görmek istemiyorum, aşkım.” Hızlı düşünceler. Sert düşünceler. Rahatsız edici düşünceler. Çoğu zaman bilinçaltına itilen, görmezden gelinen gerçek düşünceler. Evet, Geber Aşkım’ı ancak bu şekilde tanımlayabilirim. Ya üzerine söylenecek çok şey vardır ya da neredeyse hiçbir şey. Tıpkı diğer rahatsız edici kitaplar gibi okurken sizi yerinizde huzursuz edecek türden bir kitap. Annelik kutsaldır derler. Her kadının içinde doğuştan gelen bir annelik içgüdüsü vardır. Ve kadın, ne yaşarsa yaşasın bir çocuğu dünyaya getirmeyi büyük bir minnet ve mutlulukla karşılar. Hamilelik zordur ama her saniyesine değerdir. Doğum mu? Göz açıp kapayana kadar geçer. Geçmedi mi? Bebeğini gördüğün an tüm acılarını unutursun. Doğum sonrası mı? Asıl kutsal yolculuk şimdi başlıyordur. Gönüllü bir şekilde girdiğin hiçbir kötü duygu barındırmadan her anını seveceğin, sonu olmayan o tatlı endişelerle dolu yolculuk… Kulağa ne kadar doğru geliyorsa o kadar da yanlış hissettiriyor. Geber Aşkım, kadınların kendi aralarında bile itiraf edemedikleri hatta bazen kendilerinden bile gizledikleri duyguları apaçık biçimde sunuyor. “Fakat aslında hiç kimse hiçbir zaman hakikati istemez.” Belki de erken anne oldum. Belki de hiç çocuk istemiyordum. Belki çocuk istedim ama bu kadar zor olacağını bilmiyordum. Berbat hissediyorum. Kullanılmış hissediyorum. Bencil hissediyorum. Yorgun ve tükenmiş hissediyorum. Korkunç bir deneyimdi. Hiç kolay değildi.
Geber AşkımAriana Harwicz · Çınar Yayınları · 20191,063 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
2025 55. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 00:51
“Hayat yakından bakıldığında trajedi, uzaktan bakıldığında komedidir.” “Bu yaşam bir gün bitmek zorunda. O son gün gelene dek, ne istiyorsan yap, elinden geleni yap. Yarınla böyle yüzleşirsin.” Tuhaf bir haftaya eşlik etmeye hazır mısınız? Mektup açılıyor ve hafta başlıyor… Tümörü olduğunu ve çok az bir ömrü kaldığını öğrenen anlatıcı henüz otuz yaşındaydı. Habere hazırlıksız yakalanmıştı sonrasında yaşanacaklara ise çok daha hazırlıksızdı. Ne genç yaşta ölmek vardı aklında ne de şeytanla tanışmak… Önünde doktorunun söylediğinden bile daha kısa bir zaman kaldığını öğrenince anlatıcı kendini şeytanla bir anlaşmanın içinde bulur. Görünen o ki, “ölmeden önce yapılacaklar listesi” hazırlamaya bile vakti yoktur. O halde neden şeytanın teklifini kabul etmesin ki? Dünyadan bir varlığı silmek karşılığında fazladan bir gün… Kulağa inanılması güç ama fena da sayılmayacak bir teklif gibi gelir. Ne de olsa dünya gereksiz şeylerle doludur, değil mi? Ama unuttuğu bir şey vardır: Karşısındaki şeytandır. Asıl mesele şudur: Yeryüzünden silinecek varlıkları kim seçecektir ? Şeytan mı o mu? Bu hikaye, önemsiz sandığımız şeylerin aslında ne kadar hayati olabileceğini sorgulatıyor. Peki, gerçekten “önemli” dediğimiz şeyler o kadar da önemli midir? İnsanlar, asıl değerli olanı kaybetmeden fark edebilecek midir? Klişe bir konu ve klişe bir son… Ancak bu kitabın kötü olduğu anlamına gelmiyor. Bir çırpıda okunabilecek ağır kitapların arasına nefes aldıran bir ara mola gibi düşünülebilir.
Bir Gün Kediler Dünyadan Yok OlsaydıGenki Kawamura · Dex Yayınevi · 20212,305 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2025 54. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2025 23:24
“Gençken çocukluğun ne kadar belirleyici olduğunu bilseydik, çocuk sahibi olmaya asla cesaret edemezdik.” Ailesinin onlar için çizdiği yoldan tamamen farklı bir yöne savrulan anlatıcı, ailesiyle bağlarını koparmıştı. Karşı çıkılan bir meslek, uygun görülmeyen bir eş adayı… Bu nedenlerle uzaklaşmıştı. Peki, otuz yıl sonra ne olmuştu? Onu annesini aramaya iten güç neydi? O yıllar boyunca iki taraf da ne düşünmüştü? Pes eden o olmuştu. Üstelik karşılıksız kalabileceğini bilse de ilk adımı atan yine kendisiydi. Belki kocasının vefatı, belki de hayatındaki durgunluk dönemi ya da annesinin yakınına taşınması bir şeyleri değiştirmişti. Artık altmış yaşındaydı ama hala bir annenin çocuğuydu. Ve annesi, bu dönemde her zamankinden daha çok aklındaydı. Düşünceleri, doğruluğundan emin olmadığı tahminlerden ibaretti. Peki bu düşünceleri teyit edecek cesareti var mıydı? Cesaret bulsa ve reddedilse… Kaç yaşında olursa olsun içindeki o çocuk bunu kaldırabilir miydi? Anne ve çocuk. Anne ve kızlar. Her zaman ilginç, karmaşık ve derin bir ilişkidir bu. En “normal” görünen anne-kız ilişkisi bile biraz sorunludur aslında. Aralarında güçlü bir sevgi bağı vardır ama bu bağ, sevgiyle çelişen birçok duyguyu da içinde barındırabilir. Kitap, ebeveynler ve çocukları arasındaki ilişkilere farklı bir açıdan bakıyor. Bazılarına sert, bazılarına ise sarsıcı derecede gerçek gelebilecek bir yerden. İnsan kendi ebeveynleriyle ilişkisini düşündüğünde, kitapta söylenenleri kolaylıkla tartabilir. Zamanla ailelerin yaptığı hataların görmezden gelinmesi gibi… Affedilmez belki ama “ona” alışılır. Eskisi kadar öfke uyandırmaz insanda “herkes hata yapar” denir. Peki neden? Anne babanın artık daha aciz görünmesi mi? Yaşlılıkla birlikte yumuşamaları mı? Kitapta da söylendiği gibi ailesinden uzakta olan
Annem Öldü müVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20251,802 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2025 53. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2025 01:13
Yonğhe, kocasına göre sıradanlığın vücut bulmuş haliydi. Her bakımdan ortalamaydı. Karısında şaşırtıcı veya beklenmedik hiçbir şey yoktu. Ta ki rüyalar başlayana kadar… Gördüğü bir rüya vejetaryan olan Yonğhe’nin hayatını tamamen değiştirdi. Artık sıradanlıktan uzak bir yaşam sürüyordu. Ne kocası ne de ailesi bu yeni durumu kabul edebildi. Tehdit ve ısrarlar Yonğhe üzerinde işe yaramadı. Fiziken ve ruhen çöküşün eşiğindeydi. Bu hikaye, sıradan bir kadının vejetaryan oluşunun öyküsü değil. Eğer kitabı yalnızca bu şekilde okursak basit ve anlamsız bir eser gibi görünebilir. Ancak vejetaryan olmakla başlayan hikayenin öncesi ve sonrasını düşündüğümüzde, olayların çok az bir kısmının “et yememekle” ilgili olduğunu fark ediyoruz. Kitap, ailenin bireyler üzerindeki etkisi, çocukluk travmaları ve ataerkil toplum üzerine birçok mesaj barındırıyor. Yonğhe’nin hikayesi üç kişi tarafından anlatılıyor: kocası, eniştesi ve ablası. Bu anlatım onun sıradanlığını ve görünmezliğini daha da vurguluyor gibi. Yer yer rahatsız edici ama merak uyandıran bir kitap. Olumlu ya da olumsuz birçok fikir belirtilebilir ancak sıkıcı demenin zor olduğu kitaplardan biri. Kitaptaki erkek dili neredeyse mide bulandırıcıydı fakat bu rahatsızlık Yonğhe’nin ataerkil toplum içindeki konumunu anlamamıza yardımcı oluyor.
VejetaryenHan Kang · April Yayıncılık · 20259,8bin okunma