Nesrin

9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2026 03:15
İnsan bazen bilse de duymak ister. Hissetse de bir onay bekler. Karşısındaki düşmanı olsa çarpışmak kolaydır; insan en sevdikleriyle nasıl hesaplaşır… İşte zor olan bu. Kahramanımız bunu susarak yapıyor. Öyle böyle bir susma değil; 41 yıl, 7 sene… Sonunda eteğindeki taşları döküyor ve artık rahatça ölmeyi bekleyebilir. Dostluk, ihanet ve sabrın hikâyesi.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,4bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
O gerçekten bir insandı.
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2025 11:02
Bekle Beni, bir roman bütünlüğü arayan okurlar için parçalı yapısıyla alışılması zaman alabilecek bir eser olsa da, bireysel anlatıların gücü ve işlenen temaların evrenselliği sayesinde dikkat çekici bir okuma deneyimi oldu benim için. Okurken canım acıdı, rahatsız oldum,bazen utandım,düşündüm değişen ne var diye.Herkes kendi çerçevesinden bakar hayata ve en tabi hakkıdır ancak kitabı beğenmeyenlerin empati kuracak yaşanmışlıkları olmadığını düşünüyorum ve de olmamasını da tüm kalbimle dilerim. Kitapta bir dönem anlatılıyor gibi gözükse de aslında pek değişen bir şey de yok.Selim'in Leyla'sı ve Zeynep'i olmasa bu kadar güçlü olabilir miydi diye soruyor insan.Bazi insanların bu kadar nahif olduğu bu dünyada diğerlerine de insan denilebilir mi diye sorguluyor. Okurken oluşan o farklı tadı ben sevdim.Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202517,9bin okunma
Su hatırlar,unutan insanlardı.
Puan vermedi·560 syf.··
2025 42. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 22 Eylül 2025 09:42
Kitabı okurken üç farklı hayatın izini sürdüm: Ninova’daki kayıp tabletlerden, Dicle kıyısında yaşayan küçük bir kızın acılarına, Londra’da kendi çıkmazıyla boğuşan bir kadının sessizliğine kadar… İlk başta hikâyeler birbirinden kopuk gibi gelse de suyun hafızası onları yavaş yavaş birbirine bağladı. En çok hoşuma giden şey, suyun hem geçmişi hem de duyguları taşıyan bir metafor olarak kullanılmasıydı. Bazı bölümlerde bilgi yoğunluğu ağır geldi ama yine de dilindeki şiirsellik ve duygusallık bu ağırlığı dengeledi. Okurken zaman zaman hüzünlendim, zaman zaman düşündüm; bittiğinde ise aklımda şu kaldı: İnsan unutsa bile, hayatın kendisi unutmaz.
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,661 okunma
Grangé hayatıma hoş geldin :)
8/10
·302 syf.··
Beğendi
·
2025 41. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2025 21:03
Grangé’nin bu romanını okurken sadece leyleklerin gizemli yolculuğunu değil, insan ruhunun karanlık yönlerini de keşfettim. Çünkü bazen bazı insanlar gerçekten kötüdür ve bunu gizlemek için iyilik maskesi takarlar; işte kitap tam da bu gerçeği yüzüme vurdu. Basit bir araştırma diye başlayan yolculuk, cinayetlerle ve ürkütücü sırlarla dolu karanlık bir dünyaya açıldı. Hem sürükleyici hem de düşündürücü bir eser oldu benim için. Gerilim ve gizem sevenler için kesinlikle sürükleyici bir roman. Özelikle kafa dağıtmak ve konsantrasyon sağlamanın zor olduğu ortamlarda okumak için iyi bir seçim.
Leyleklerin UçuşuJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 202412,4bin okunma
Puan vermedi·318 syf.··
2025 40. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2025 12:24
Ben aslında çok tarih okumayı seven biri değilim. Ama Amin Maalouf’un Semerkant romanı tarihle arası iyi olmayanlar için bile sürükleyici bir yolculuk. Kitapta Ömer Hayyam’ın hayatı ve o dönemin İran’ı anlatılıyor. Ama öyle kuru kuru değil; içinde şiir var, felsefe var, dostluklar, ihanetten doğan kırılmalar var. Hayyam, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah arasındaki ilişkiyi okumak, hem insanın kendi yolunu seçişini hem de tarihin nasıl yön değiştirdiğini hissettiriyor. Bir de Hayyam’ın rubaileri öyle güzel dokunmuş ki satır aralarına, kitabı kapatınca bile zihinde dönüp duruyor. Ayrıca romanın güzel bir yanı da sadece geçmişte kalmaması ikinci kısımda yakın dönem Iran'ına geçmesi. Burda şunu da belirtmeden geçmek istemiyorum , ilk bölümün tadı bir başka. İkinci bölümde Ömer Hayyam’ın kendi hayatını değil, onun eserlerini ve rubailerinin zaman içinde insanlara nasıl dokunduğunu okuyoruz. 19. ve 20. yüzyıl İran’ındaki devrimler, baskılar, özgürlük mücadeleleri… Hepsi öyle canlı anlatılmış ki, tarih sıkıcı kronolojilerden çıkıp insan hikâyeleriyle birleşiyor. Batı ile Doğu arasındaki çatışmayı görüyorsun, sanatın ve şiirin kuşaklar boyunca nasıl yaşadığını fark ediyorsun. Kısacası bu bölüm bana tarihin sadece geçmişte kalmadığını, bugünü de etkilediğini gösterdi. Hem edebiyat, hem şiir, hem de tarih bir arada; insanı düşündüren, yer yer hüzünlendiren ama kesinlikle zenginleştiren bir yolculuk. Ben çok beğendim:)
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,6bin okunma