Hayat anlardan ve o anlara yüklediğimiz anlamlardan ibarettir diyebilirim. Bir kadının 24 yıl geçmesine rağmen, o 24 saati unutamadığını, o günün ona hissettirdiği; hayal kırıklığını, heyecanını, tutkusunu, acısını hala nasıl taze tuttuğunu bu duygularla yüzleşmeye çalıştığını ama bunu ait olduğu sınıfa ve hayat standardına yakıştıramadığı için suskunlaştığını. Günün birinde ise şahit olduğu bir olayda kendi hislerini fark edip,yaşadıklarını geçmişin gölgesinden kurtararak hissettiği duyguları anlatmasıyla etik ve ahlaki değerler hakkında düşünmeye yönlendiriyor.
"Bir insan için bütün yaşamınızı bir kenara itiyorsunuz,o ise kayıtsızca elinin tersiyle kovduğu bir sinekten daha fazla değer vermiyor size. "