Sıradan bir gecede “OlağanÜstü Bir Gece” adlı kitabı okumak.
Tek düzen giden monoton bir hayat sahibiyseniz başlangıçta sahip olduğunuz sıradan gece, kitabı bitirdikten sonra gerçekten olağanüstü bir geceye dönüşüyor. Kitapta burjuvazinin yaşam monotonluğu arasında sıkışmış ve bunun sonucu yaşama hissiyatını kaybetmiş bir kişinin bir anda kendini tanımasını diğer bir deyişle hayata yeniden doğmasını sağlayan bir takım olaylardan bahsediyor. Suç işlemenin verdiği utanç bir halka gibi ardınca ekleniyor sonrasında ise işlenen suç her şeyin aksine sonunda bir gurur kaynağı oluşturuyor. Bir mektup sonucu oluşan bu eser gerçekten okurun hayatına olağanüstülük katıyor. Ve mektubun sonunda güzel bir söz; kendi kaderlerini bir gizem olarak yaşayabilen gerçek anlamda yaşıyor demektir. Sıradanlığa ve monotonluğa karşı,herkes gibi olmaya çalışanlara ders nitelikte bir başyapıt. Bir başkası gibi veya belirli bir düzene sahip olmaktansa kişi her anı gizemle yaşamalı. Önce kendi içindeki insanı sonra tüm insanlığı anlamalı.
Ve ben bunları yazarken saat gecenin üçü. Yine herkes bilir ki gece saat ikiden sonra alınan hiçbir karar doğru değildir. Takdir sizin:))
Bir insan çok sevdiği birine karşı kaybettiği güveni nasıl olur da herkese yıkabilir.Raif Efendi’nin Madonna’sı gibi hayatamızda mutlaka hayallerimizi ve hayatlarımızı yıkan insanlar var olmuştur. Sabahattin Ali’nin en bilindik eserlerinden biri olan bu kitabı geç okumanın pişmanlığı yaşıyorum.Anlatıcı olarak Rasimin ağzından dinlediğimiz Raif Efendi’nin aşkından ve hayata küsmesinden bahsediyor. Almanya’da bir resim sergisinde başlayan bu hikaye Raif Efendi’nin defterinde kayıtlı.Mektuplarına cevap alamadıkça hayallerinden uzaklaşan ve herkese yabancılaşan Raif Efendi’nin aşktan nasibini aldığı bu kitap; her sayfada ayrı bir aşk, her satırında tek bir ders veriyor.Hayat ancak bir kere oynanan bir kumardır. Yanlış oynanan her kumar bizi yaşarken öldürüyor.