Bir beklediğiniz varsa genellikle gelmez. Beklemek çünkü, bir olması oldurmayı umanların safdilliğidir. Gelecekler zaten kalbinizi yormadan gelir. Bekletmek, gelmeyeceklerin işidir. Bu yüzden en çok gelmeyecek olanlar beklenir.
Oysa analı babalı da olsa bütün çocuklar kader mahkumu gibi büyüyor, yetim ölüyordu. Yetimlik ebeveynden değil insanın ruhunun üflendiği yerden geliyordu.
Simyada kişi dört gelişme aşamasından geçer: Yaşamın karanlığını be depresyonunu yaşantıladığımız “nigredo”; şeylerin parlaklığını gördüğümüz “albedo”; tutkuyu keşfettiğimiz “rubedo” ve son olarak yaşamın altın olduğunu idrak ettiğimiz “citrino”.
Çünkü özgürlük budur:
Kendi derini yenileme, kendi alışkanlıklarını aşma, kendi korkularını yıkma ve zorbaların bizden asla beklemediği şeyleri yapabilme becerisi.