Din adamı: Ne yani, kehanetler, mucizeler, şehitler, bütün bunlar kanıt değil mi?
Can çekişen: Başlı başına kanıta ihtiyaç duyan şeyleri kanıt olarak kabul etmemi sağlıklı bir mantıkla benden nasıl bekleyebilirsin?
Kavramak ile inanmak arasında dolaysız ilişkiler olmalıdır, kavramak inancın ilk besinidir. Anlamanın hiç etkili olmadığı yerde, inanç ölüdür ve bu tür durumlarda inanç sahibi olduğunu ileri sürenler inancı dayatır.
Eğer yeni bir tanrı oluşturacak olsaydım, mevcut tanrıda olmayan bazı özelliklerle donatırdım onu. Hiç kimsenin iltifatını, övgüsünü, yağcılığını beklemezdi ve bunları zorla elde etmek istemeyecek kadar gururlu olurdu. Bu bakımdan, kendine saygılı biri olurdu. Tacir de tüccar da olmazdı. Hiçbir şey satın almazdı. İbadet adı verilen ürün karşılığında abıhayat satmazdı, hatta böyle bir şeyi teklif bile etmezdi. Bu bakımdan şerefli biri olurdu. Karşılık beklenerek yapılmış iyiliklerden değil sadece samimi iyilikten doğma sevgiye değer verirdi. İnsanın yaptığından pişman olduğu takdirde o günahı silinirdi; affedilmek için dua etmesi gerekmez, istenmez ya da beklenmezdi. İncil'inde " Affedilmez Günah" diye bir şey olmazdı. Günahın ve günah işlenmesine neden olan araç ve gereçlerin yazarı ve mucidi olduğunu bilirdi ve bütün sorumluluğu doğru kişiye yüklerdi: Kendisine, yani tek Günahkar'a. Kıskanç bir Tanrı olmazdı, zira bu öyle kötü bir huy ki insanlar bile kıskanç kişilerden hoşlanmıyor. Övünmezdi. Kendine olan hayranlığını gizli tutardı; kendini övmeyi, konumunun şerefine uygun görmezdi. Kalbinde intikam duygusu olmazdı. Dudaklarından intikam sözleri dökülmezdi. Beşikten mezara kadar içinde yaşadığımız dünyadan başka cehennem olmazdı. Kutsal kitaplarda anlatıldığı türden bir cennet olmazdı. Tanrı, ebedi hayatlarından birkaç tanesini, aynı çabayla insanı mutlu kılabileceği yerde mutsuzluğa mahkum bıraktığı için kendini affetmeye çalışmakla geçirirdi. Geri kalanını ise astronomi çalışmaya harcardı.
Akıl sahibi hiç kimse mutlu olamaz çünkü onun için hayat gerçektir ve hayatın ne korkunç bir şey olduğunu bilir. Yalnızca deliler mutlu olabilir bu dünyada ki onların da çok azı bunu başarabilir.