İnsan yaşam koşullarından öyle bir beziyor ki gerçekleşmeyecek hayallere kapılıyor. Aptal gibi ne umutlar beslemiştim, herkesin kardeşçe yaşayacağı bir dünyayı hayal ediyor, bulutların üstünde uçuyordum!
Değersiz ve ham bir maddenin zayıf kısmı olan bizler, ölümümüzle birlikte, yani bizi oluşturan elementler genel kütlenin elementleriyle birleştiğinde, sonsuza dek yok olacağız ve ne şekilde davranmış olursak olalım, bir an için doğanın potasından geçip başka biçimlerde yeniden fışkıracağız.
Kendin ne kadar mutlu olmak istiyorsan başkalarını da o kadar mutlu kıl ve maruz kalmak istemediğin kötülüğü onlara yapma. İşte dostum, uymamız gereken tek ilke budur. Bu ilkeleri tatmak ve kabul etmek için ne dine ne de tanrıya ihtiyaç vardır, yalnızca iyi bir kalp yeterlidir.
Din Adamı: ...Kötü yaşayana sayısız ceza veren, iyi yaşayanı da sonsuzca ödüllendiren bir sistemden daha iyi bunu ne yapabilir?
Can Çekişen: Ne mi dostum? Hiçliğinki elbette. Hiçlik beni asla ürkütmedi, ondan daha teselli edici ve basit bir şey görmüyorum; bütün diğer sistemler kibrin eseri, yalnızca o aklın.
...
Hiç hak etmediğim erdemlerle ödüllendirilmemi ya da asla sorumlusu olmadığım suçlardan cezalandırılmamı niçin istiyorsun?