Tanrı, çalışılacak ya da aracılık edilecek bir nesne değil ilişki kurulacak bir öznedir. Yalnızca öznel içe dönüklük için vardır. Öznel yolu seçen, Tanrı’yı nesnel olarak bulmaya çalışmanın güçlüğünü derhal kavrar.
Güç elde etmeye yönelik her çabanın bir zayıflık duygusu, bir aşağılık duygusu üzerine inşa edildiğine bir kez daha işaret edelim. Güçlerinin boyutundan bir endişesi olmayan bir insan böylesi ölçüsüz hareketlerde bulunamaz, bu tür şiddet önlemlerine başvuramaz. Bu ilinti asla gözden kaçmamalıdır. Özellikle bir öfke patlamasında zayıflık duygusunun üstünlük elde etme hedefi yönünde yükselişi çok belirgin bir biçimde kendini bize gösterir. Benlik duygusunu başkasının zararına ve onun aleyhine yükseltmek ucuz bir hünerdir.
Bir insanın güç elde etme çabasını ve tahakküm hırsını adeta sembolize eden bir duygulanım öfkedir.
Bu dışavurum biçimi öfkeli kişinin karşısına çıkan her direnci çabucak ve zorla bastırma amacını açıkça ifşa eder. Şimdiye kadar elde ettiğimiz bilgilere dayanarak öfkeli kişide daha fazla güç geliştirerek üstünlük elde etmeye çabalayan bir insanı görürüz. Üstünlük çabası zaman zaman yozlaşarak güç sarhoşluğuna dönüşür. Bu nedenle böyle insanların güçlülük duygularının en ufak şekilde zedelenmesine bir öfke patlamasıyla tepki göstermelerini anlamak kolaydır. İçlerinde olasılıkla sıkça denenmiş olan bu yolla en kolay şekilde başkasına üstün gelebilecekleri ve istediklerini yaptırabilecekleri duygusunu taşırlar. Kuşkusuz yüksek düzeyli bir yöntem değildir bu ama çoğu durumda etkilidir. Dirençle karşılaştığı bir durumda bir öfke patlamasıyla nasıl yeniden sözünü geçirebildiğini hatırlayanlar olacaktır.
Kadının itaat etmek zorunda olduğu yazılı olmayan ama herkesin kafasına yerleştirilmiş olan bir yasa gibidir. Hala sayısız insan bir doğmaya bağlı kalır gibi bu yasaya bağlıdır. Kadının sadece itaat etmek için var olduğuna inanırlar. Genelde bunun doğurduğu sonuç kadının emir veren durumuna gelmeye çalışmasıdır. Bu tür görüşler insanların bütün ilişkilerini zehirlemiş ve yok etmiş olduğu halde hala kökü kazınamayan bir boş inanç gibi olup kadınlar arasında bile ebedi bir yasaya tabi olduklarına inanan birçok taraftarı vardır. Fakat birinin böyle bir görüşten yarar sağladığı henüz hiçbir vaka bilinmiyor. Emir altında olmaya kayıtsız şartsız katlanan kimse yoktur. Bu bir yana böyle bir kadın genelde körelecek ve bağımsız hareket edemeyecek hale gelecektir.