Kuklabaz

Kuklabaz
@Numin
anitsayac.com "Yaşam, umutsuzluktan umut üretmektir."
Bir insanın normali aşan büyüklükteki hedefine olan uzaklığı bilindiği üzere onda aşağılık duygusu biçiminde kendini hissettirir. Ona baskı yapar ve içini o kadar doldurur ki tutumundan ve yaşam biçimlerinden o insanın henüz hedefinden çok uzak olduğu izlenimi edinilir. Düşük özdeğerlendirmesi ve hoşnutsuzluğuyla çoğu zaman bir başkasının kendisine kıyasla durumunu, başkalarının neler elde ettiğini sürekli olarak karşılaştırmayı da takıntı haline getirir ve kendini eksik hisseder. Başkalarından daha fazla şeye sahip olması halinde bile böyle hissedebilir. Eksiklik duygusunun bütün bu görünüş biçimleri maskelenmiş, doyurulmamış bir kibrin, hep daha fazlasına sahip olmak istemenin, her şeye sahip olmak istemenin belirtileridir. Kuşkusuz bu tür insanlar her şeye sahip olmak istediklerini söylemezler. Çünkü genelde sosyal ilgi merci böyle düşünmelerini engeller. Ancak sanki her şeye sahip olmak istiyorlarmış gibi davranırlar.
Reklam
Kibrin salt dışsal ve daha ilkel başka biçimlerine; belirli ölçüde önem vererek veya abartılı giyinen, iki dirhem bir çekirdek giyinip takıp takıştıran ve böylece kendilerini başkalarına dikkat çekici bir biçimde göstermek isteyen insanlarda rastlarız.
Kızın anne kompleksi/ annelik içgüdüsünün ve Eros'un gelişmemesi
Kadındaki anne kompleksi Eros'un aşırı gelişimine yol açmazsa, kız anneyle özdeşleşir ve dişilik özellikleri felce uğrar. Kız kendi içgüdüler dünyasının, annelik içgüdüsünün ve Eros'un bilincinde olmadığı için kendi kişiliğini anneye yansıtır. Bu kadınlara anneliği, sorumluluğu, kişisel bağlılığı ve erotik arzuları anımsatan her şey onlarda aşağılık kompleksine neden olur ve onları bunlardan kaçmaya zorlar; kaçıp sığındıkları yer, kıza tümüyle ulaşılmaz gelen her şeyi mükemmel bir biçimde, denebilir ki bir üstkişilik olarak yaşayan anneden başkası değildir elbette.
Kızın anne kompleksi/ annelik içgüdülerinin aşırı gelişmesi
Dişiliğin aşırı derecede gelişmiş olması, tüm dişi işgüdülerin, özellikle annelik içgüdüsünün kuvvetlenmesi anlamına gelir.Bunun olumsuz tezahürü, tek amacı doğurmak olan kadındır. Erkek açıkça ikincil önemdedir; o yalnızca bir dölleme aracıdır ve çocuklar, yoksul akrabalar, kediler, tavuklar ve mobilyaların yanı sıra bakılacak bir nesne konumundadır. Kadın için kendi kişiliği de ikincil önemdedir; hatta genellikle kişiliğinin bilincinde bile değildir, zira yaşam başkalarında ve başkaları üzerinden yaşanır, kendi kişiliğinin bilincinde olmadığı için bunlarla özdeşleşir. Önce çocukları doğurur, sonra da bunlara yapışır, çünkü onlarsız hiçbir raison d'être (varoluş nedeni) yoktur. Tıpkı Demeter gibi, kızına sahip olma hakkını tanrılardan zorla alır. Eros yalnızca annelik ilişkisi biçiminde gelişmiş, ama kişisel olarak bilinçdışı kalmıştır. Bilinçdışı bir Eros ise kendini daima iktidar hırsıyla ifade eder; bu nedenle de bu tip kadınlar, güya kendilerini feda etmelerine rağmen, gerçek bir fedakârlıkta bulunacak durumda değildirler, tam tersine, annelik içgüdüsünü, hem kendi kişiliklerini hem de çocuklarının özel yaşamını mahvetmeye varacak kadar gözü dönmüş bir iktidar hırsıyla dayatırlar.
İnsan, insan-olmak hususunda bir anlatıya giriştiğinde, irdeleyeceği hep kendisi olacaktır. Bu kendini-anlatma, anlatının hem içeriğinde, hem de biçiminde içkindir. Hiçbir özgün kuram öteki'nden çıkmaz. Her şey "kendi"nin kuramıdır. Öteki, ancak bir ilişki sürecinde, öteki'nde kendini bulmak ve oluşturmak içindir.