Peki ama , siz insan çıkarının yalnızca doğal, olumlu konularda , yani tek sözcükle refahta olduğuna niçin bu kadar eminsiniz, niçin ciddi olarak inanıyorsunuz? İnsan refahtan başka şeyi de sevemez mi ? Belki ıstıraptan da aynı derecede hoşlanıyordur? Hatta ıstırabın saadet kadar faydalı olması da mümkündür, insanın sırasında acıyı ihtirasa varan derecede sevdiği bir gerçektir.
İnsan bütün ömrünü iki kere iki peşinde geçirir, bu uğurda denizler aşar, hayatını harcar fakat yemin ederim, arayıp gerçekten elde etmekten korkar. Çünkü onu bulur bulmaz artık erişecek şeyi kalmayacağını bilmektedir.
...tabiat kanunlarının insanı arzu duymaktan caydıracak kadar tıpkı bir piyano gibi çalmasına, bir cetvele göre davranmaya zorlamasına rağmen, bir piyano tuşu değil de insan olduğunu kendi kendine ispat etmek ister. Öte yandan insan, gerçekten bir piyano tuşu olduğunu görse hatta tabiat bilimleri ve matematik yoluyla öyle olduğu ispat edilse bile gene akıllanmaz; gene mahsus , sırf nankörlükten , inadından yeni haltlar karıştırır. Bunu yapmaya gücü yetmezse bu defa ortalığı kasıp kavuran fırtınalar, türlü türlü facialar icat eder ve isteğini o yoldan elde eder! Tüm dünyaya lanetler eder; lanet etmek , yalnızca insana mahsus olduğu için belki de sadece bunu yapmakla bile isteğine ulaşır yani bir piyano tuşu değil insan olduğuna kanaat getirir. Ama diyeceksiniz ki bütün bu fırtınalar, karanlıklar, lanetler önceden cetvelde hesaplanabilir ve aklın daha ağır basması sağlanabilir; ne mümkün, adam bu defa aklı olmadığını ispat etmek için deli taklidi yapmaya kalkar ve gene istediğini elde eder!