Korku kültüründe seven güçlü kişi, sevdiği kişinin sahibi gibi davranır.
Burada üstünde durulması gereken en temel konu şudur:
Seven kişi, yani bizim örneğimizde oğlunu makine mühendisi yapmak isteyen kamyon şoförü, kızına dört köfte yedirmek isteyen anne, oğullarını istemediği bir kızla evlendirmek isteyen anababa ve kıza haber gönderen bıçkın delikanlı sahiplenme duygusu içinde oldukları halde, kendilerini gerçekten seven insanlar olarak düşünmektedirler. Onların, gerçekten sevdiklerini düşünmeleri sebepsiz değildir; belirli bir dünya görüşünün, yaşama bakış tarzının sonucu olarak ilişkilerini "sevgi" ilişkisi olarak algılamaktadırlar.
Bu dünya görüşü, yaşama bakış tarzı, sokaktaki insanla paylaşılan bir algılama zemini olduğu için sokaktaki insan da bu ilişkileri sevgi ilişkisi olarak görür. Bu algılama zemini, insanın özünü, onurunu, tekliğini önemsemez; bu zeminin önemsediği en önemli faktör güçtür. Bu bir kültürdür ve ne yazık ki ülkemizdeki insanlar, bu kültürün içinde yoğrularak yetişmişlerdir.