Annem ne zaman bir müzeye gitsek resim sanatının tersine bir gelişim gösterdiğini söylerdi. Ona göre bir uzaylının yolu bir müzeye düşecek olsa, soyut tuvallerin daha önce yapıldığını düşünürdü, Rönesans'tan binlerce değilse de yüzlerce yıl önce. Tabii o uzaylı mavi bir düzleme bitişik sarı bir üçgene benzemiyorsa. Annemin yanında bu teoriye hep karşı çıkmıştım ama Teresa benimle olsaydı kendi teorimmiş gibi öne sürerdim.
Gece eve varıp dama çıkınca kendini de etrafı da vaatleri ile mest ettiği vakitki gibi yarı mutlu yarı memnun ama bir perdenin arkasından gördü. Gene perdeyi açmak ve ne sen osun ne ben diyeceği dahası demeyip vaadinden cayacağı an gözünün önüne geldi
Ben hareket ettikten ancak birkaç saniye sonra hareketimin yönünü izleyebilen başka biri var üstüme giydirilmiş ve kendim diye sorumlu olduğum. o hareket edemiyor, incinebiliyor yalnızca
Sevgililer sehpalarla birbirlerini Arapça öldürürler, sehpa ile öldürülmenin anlamı üzerine kuramlarsa İngilizce geliştirilir. İngilizce dilinde bu konuda yazarlar, üzülürler, bağışlarlar ve eşitleriyle yatarlar