Başka hiçbir şeyi değil, yalnızca kendi varlığımı hissediyorum.
Hayatla ölüm birbirine değiyor.
Annemi hatırlıyorum, her yalnızlığımda hatırladığım gibi.
Onun sözlerini, gülümsemesini...
Hayatın sadece gerçeklerden ibaret olmadığını, gerçeklerin de ötesinde bir başka hakikatin bulunduğunu, duygularımızdan, düşüncelerimizden, ihtiraslarımızdan karlı bir kavşakta ayrıldığımızda her şeyin olduğundan başka bir biçimde görülebildiğini, denizin göle, suyun taşa, insanın ruha dönüştüğünü hissedebiliyordum.
Ölümü "asude bir bahar ülkesine" benzeten rindin ölümü gibiydi yaşadığım, ölümle hayat arasındaki o karanlık uçurum kapanmış, ikisinin yerini ikisine de benzemeyen ama ikisinden de içinde bir şeyler taşıyan başka bir âlem almıştı.