Kemal ve Füsun’un, Kemal’in ona duyduğu yoğun takıntılı aşk sonrası açığa çıkan cinsel aşkın bastırılma, yaşanma ve hayatlarının akışını değiştirme aşamalarını Kemal’in gözünden, onun diğerleriyle olan ilişkileriyle birlikte, uzun cümlelerle tartışılan bekâret sorunu da fazlasıyla yer kaplıyor. Yeşilçam sinaması oyuncularıyla anlatılan hikayelerde kafanızda ünlü artistler canlanıyor, bu o diyorsunuz! ( Kitap üzerine okuyanlar ile konuştuğumda aynı şeyleri onlarda dikkat etmişler).
Aşk, evlilik, arkadaşlık, aile ve mutluluk hakında Nişantaşı’nın yeni zengin burjuva sınıfı insanlarının, 1975’den 1990’ların ilerleyen yıllarına kadar olan yaşamlarını, çarpıcı İstanbul tasvirleri ile gözünüzde dönemini yaşatıyor Orhan Pamuk . Kemal’in bakış açısı ve anlatılması ile olayları sadece tek pencereden görebiliyoruz.
Bu romanı kısa bir inceleme içinde özetlemeye ve değerlendirme çalışmakta oldukça zorlanıyorum. Kitabı beğenip beğenmemeniz sadece hikayeye bağlı değil, hisleriniz ve yaşanmışlıklarınızda fazlasıyla etkili olacaktır. Satır aralarını ve alt metni okumanızda etkili olacaktır. Birazda hisler ve satır araları ile ilgili devam etmek istiyorum.
Gizemden-esrardan, aşka, hayal kırıklığına, umuda, çaresizliğe ve hırsa, tüm hisleri içimizde hissedeceğimiz şekilde kelimelere dökmesi Orhan Pamuk ‘un Kemal’i Fyodor Dostoyevski ’nin yazdığı bir karakter gibi.
Kemal karakteri çok gerçekçi ve hissettiği duygu durumları okuyucuya geçiyor;
* orda olmadığını bildiği halde (Sevdiğinin) onu hatırlatıp acı çektiren silüetler.
* Zamanında yapmak istediklerini (birlikteyken sevdiği ile) neden bunuda yapmadım keşke yapsaydım yaşadaydık pişmanlığı. Yaşamındayken kıymetini bilemediğini fark ettiği anının acısı.
* karnında ağrı ile yaşayanlar Kemal’in ağrılarıyla kendi ağrılarını hatırlıyor olacaksınız.
* bir