NURBANU DEMİR

NURBANU DEMİR
@NurbanuDemir
... Benim sözlerim önce söz ile, sonra kalple, daha sonra da diğer a'zâ ile dinlenmeli... Bana geldiğiniz zaman; ilminizi, amelinizi, dilinizi, hasebinizi - nesebinizi bir kenara atarak, ayrıca, malınızı - mülkünüzü ve âile efrâdınızı unutarak geliniz. Benim önümde, kalbi Allah'tan başka her şeyden soyulmuş olarak durunuz. Tâ ki, Allah, kalbinizi kendine yakınlığı, lûtfu ve ihsânı ile örtsün. İşte benim yanıma geldiğiniz zaman böyle hareket ederseniz, tıpkı sabahleyin aç kalkıp akşama yuvasına tok dönen kuşlar gibi olursunuz...
Sayfa 33
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Dünyâ ile âhireti bir araya getir. Her ikisini de aynı bir yere koy. Kalbin dünyâ ve âhiret düşüncesinden arınmış olarak ve çırılçıplak bir şekilde, Azîz ve Celîl olan Mevlân ile tek başına ol. Mâsivâdan yani Allah'tan başka her şeyden arınmadıkça O'na yönelme. Halka bağlanıp kalarak Hak'tan ayrı kalma. Bütün bu sebepleri kopar, at. Allah'a giden yoldaki engelleri birer birer bertaraf et... Bütün bunları yaptıktan sonra, dünyâ ve âhireti bıraktığın yere var. Dünyâyı nefsine ver. Âhireti kalbine koy. Mevlâ'yı da özünde tut...
Sayfa 28
Kelam yazgıyla doğardı. Tasavvuf kelamı da yaratılırken içerdiği anlamları harflerine yüklenmişti. Tasavvuf dört harften meydana gelirdi. Dört harfin her biri bu yoldaki dört unsura işaret ederdi. Tasavvuf kelimesinin ilk harfi 'te' idi. Te harfi tövbeye işaret ederdi. Tasavvuftaki ikinci harf 'sad' harfiydi. Yok Bu aşamada kişi sad makamından saltanatını kurup velayet makamında Rabbi ile dostluğa kavuşurdu. Tasavvuf kelimesinin üçüncü harfi 'vav' idi. Velayete işaret ederdi. Kişinin Allah ile dost olması ancak kalbin saflaşmasından sonra olurdu. Allah'ın dışında her şeyden arınınca vav makamı hasıl olurdu. Tasavvuf kelimesindeki son harf 'fe' idi. Bu harf fenafillaha işaret etmekteydi. Allah'tan başka her şeyden geçip O'nda yok olma haliydi.
Sayfa 80
Kalbin huşusu gözlerde belli olurmuş.
Sayfa 55
Kâinat büyük bir insandı. Mekke onun ağzı, Arafat diliydi. Kurban bayramı on sekiz bin âlemin Mekke ağzından dile gelip Arafat'ta kelama durmasıydı. Vakfe, nefisleri O'na kurban ederken kalbin ellerinden tutup tüm yaratılmışlarla, gelmiş geçmiş tüm ruhlarla Rabbe kurb olma anıydı. Kul, kalbin, Tur dağı gibi tecelliden parçalanmaması için, kurban bayramı süresince Allahu Ekber der, hem kalbini teskin eder hem de o kurb anına girerdi.
Sayfa 25