Yabancı memleketlerde bir kasabaya sokulup uzun müddet yaşamaktaki azabın ne olduğunu bilir misiniz?Beş on gün çarşı sokak gezdikten sonra tanıdık çehre,alışabileceğiniz yer bulamamaktan bezer,odanıza girer,yalnızlığın içine sinersiniz.
Çam dallarında sallanan bir tırtıl torbası gibi kafanızın içi mütamadiyen,gece gündüz kıvrılıp bükülen soğuk temaslı düşüncelerle dolu,hareketli,ağır,yüklüdür.
Can sıkıntısının bir sesi vardır;bunu ancak böyle bir zamanda,o gurbet odasında duyarsınız:Eski mobilyaların tahtalarını dişleyen gizli kurtların biteviyr çıkardıpı kemirici,işletici ses...Birden eskiyiveren gönlünüzde bu kurdu ve bu sesi işitirsiniz ve oydupu delikten incecik tozların içinize biriktiğini duyarsınız.